Aydın’ın Söke ve Koçarlı ilçeleri ile Muğla’nın Milas ilçesi sınırlarında bulunan Latmos (Beşparmak) Dağları, sahip olduğu doğal güzellikler, biyolojik çeşitlilik ve binlerce yıllık kültürel mirasla dikkat çekiyor. Bafa Gölü’nün kuzeyinde, Aşağı Büyük Menderes Havzası’nın güneyinde uzanan bölgenin milli park statüsüyle koruma altına alınması için çağrı yapıldı.
Batı Menteşe Dağları’nın uzantısı olan Latmos, zengin bitki örtüsü ve çok sayıda hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Bölgede yapılan çalışmalarda 91 familyaya ait 296 cins, 388 tür, 79 alttür ve 29 varyetenin bulunduğu tespit edilirken, 16 endemik bitki türünün varlığı da belirlendi.
Latmos’un fauna açısından da önemli bir zenginliğe sahip olduğu belirtiliyor. Bölgede 180 kuş, 22 sürüngen, 4 amfibi ve 20 memeli türünün tespit edildiği ifade edilirken, özellikle nadir türlerin varlığı bölgenin ekolojik önemini ortaya koyuyor. Saz kedisi, karakulak ve oklu kirpi gibi nadir türlerin yanı sıra geçmişte Anadolu parsının da bölgede yaşadığına ilişkin izler bulunuyor.

BİNLERCE YILLIK TARİHİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Latmos’u önemli kılan unsurlar yalnızca doğal zenginliklerle sınırlı değil. Farklı dönemlere ait çok sayıda tarihi kalıntının bulunduğu bölge, tarih öncesi dönemlerden Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan geniş bir kültürel geçmişe sahip.
Bölgenin en dikkat çekici değerlerinden biri ise kaya resimleri. Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow tarafından 1994 yılında keşfedilen Latmos Kaya Resimleri, özellikle insan figürleri, kadın-erkek ilişkileri ve aile tasvirleriyle dikkat çekiyor. Dağın farklı noktalarına yayılan resimlerin günümüzde de yenilerinin bulunmaya devam ettiği ve yapılacak çalışmalarla yeni örneklere ulaşılabileceği belirtiliyor.
Latmos’un kayalık yapıları arasında antik dönemlere ait döşeme taş yollar, Bizans döneminden kalma kaleler, savunma yapıları ve evlerin yanı sıra manastır ve manastır kompleksleri de bulunuyor. Kayalara işlenen freskler ise bölgenin Bizans sanatı açısından taşıdığı önemi ortaya koyuyor. Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde göçerler tarafından kullanılan yayla ve kışla yerleşimleri de Latmos’un tarihsel dokusunun günümüze ulaşan parçaları arasında yer alıyor. Bölgede yaşayan insanların geleneksel yaşam biçimlerinin önemli ölçüde devam ettiği belirtiliyor.

EKOTURİZM İÇİN ÖNEMLİ BİR POTANSİYEL
Doğal ve kültürel değerlerinin yanı sıra Latmos, bölge halkının geçim kaynakları açısından da önem taşıyor. Doğal fıstık çamlarının geniş alanlarda görüldüğü bölgede zeytincilik, arıcılık, hayvancılık ve kısmen turizm öne çıkan geçim kaynakları arasında bulunuyor. Latmos’un Kuşadası, Didim ve Bodrum gibi önemli turizm merkezlerinin arasında yer alması da bölgenin ekoturizm açısından taşıdığı potansiyeli artırıyor. Doğanın ve kültürel mirasın korunmasını, aynı zamanda yöre halkının ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlamasını amaçlayan ekoturizm açısından Latmos’un önemli bir merkez olabileceği değerlendiriliyor.

MİLLİ PARK SÜRECİNDE ÖNEMLİ ÇALIŞMA
Latmos’un milli park statüsüne kavuşması konusunda 2025 yılında önemli bir çalışma gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 4. Bölge Müdürlüğünün teklifi üzerine, DKMP Genel Müdürlüğü etüt ve envanter uzmanları tarafından 2025 yılı Kasım ayında bölgede kapsamlı arazi incelemeleri ve sınır tespit çalışmaları yapıldı. EKODOSD’un da fiili katkı sunduğu çalışmalar kapsamında Latmos’un doğal ve kültürel değerleri ile milli park statüsü açısından taşıdığı önem yerinde değerlendirildi.

EKODOSD’DAN “DAHA FAZLA GECİKMEYELİM” ÇAĞRISI
Çalışmaların ardından EKODOSD, Latmos’un milli park ilan edilmesine yönelik sürecin bir an önce tamamlanmasını istedi. Dernek tarafından yapılan değerlendirmede, Latmos’un sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerin yanı sıra bölgede giderek artan maden faaliyetlerine de dikkat çekildi. Koruma statüsünün bulunmamasının tahribat riskini artırdığı belirtilerek, maden ocaklarının bölgenin doğal ve kültürel peyzajında geri dönüşü olmayan zararlara yol açabileceği ifade edildi.

EKODOSD, koruma altına alınmaması halinde tahribatın daha da büyüyebileceği uyarısında bulunarak, Latmos’un yalnızca doğası ve tarihi için değil, bölgede geleneksel yaşamını sürdüren yöre halkı açısından da korunması gerektiğine vurgu yaptı. EKODOSD Derneği , Latmos’un milli park statüsüne alınmasının keyfi bir karar olmadığını, doğal ve kültürel varlıkların yanı sıra bölgedeki yaşamın geleceği açısından da hayati önem taşıdığını belirtti.




