Orta Doğu'da artan jeopolitik riskler, yatırımcıların pozisyonlarını tamamen yeniden gözden geçirmesine yol açtı. Küresel çapta gözler hızla yükselen petrol ve doğalgaz fiyatlarına çevrildi. Bir televizyon kanalında piyasalardaki son gelişmeleri değerlendiren Ekonomist Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, enerji maliyetlerindeki bu artışın ABD Merkez Bankası (Fed) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararlarına olası etkilerini detaylandırdı. Normal şartlarda güvenli liman olarak görülen kıymetli madenlerin neden baskılandığını anlatan uzman isim, yatırımcılar için çarpıcı tespitler yaptı.
ALTIN FİYATLARI NEDEN YÜKSELMİYOR?
Piyasalardaki ani ve sert fiyatlamaların temel dinamiklerini anlatan Eryılmaz, "Jopolitik risklerde olumsuz haberler hızlı bozulmaya, olumlu haberler ise hızlı toparlanmaya yol açar. Bu süreçte bu hareketlerin biraz daha güçlü hissedildiği görülüyor" dedi.
Güvenli liman arayışındaki yatırımcıların altın ve gümüşten beklediği sıçramayı göremediğini belirten uzman, güçlü doların ve yüksek faiz beklentisinin piyasalara hakim olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
"Piyasadaki ana nabzı petrol fiyatları belirliyor. Piyasanın temel kaygısı, çatışmanın bölgesel genişlemesinden çok petrol fiyatlarının yükselmesi. Çünkü petrol fiyatlarının artması başta ABD olmak üzere birçok ülkede enflasyonu yukarı çeker. Enflasyon yükseldikçe de özellikle Fed gibi büyük merkez bankalarının faiz indirimleri gecikebilir"
Eryılmaz, bu tablonun küresel piyasalarda doları güçlendirdiğine işaret ederek, "Bu nedenle hem borsalarda hem de kıymetli madenlerde fiyatlamayı büyük ölçüde petrol ve buna bağlı dolar hareketi belirliyor" ifadelerini kullandı.
AVRUPA İÇİN RESESYON TEHLİKESİ BÜYÜYOR

Yatırımcıların tamamen enerji fiyatlarındaki seyri izlediğini dile getiren Eryılmaz, "Petrol yükseldikçe risk iştahı azalıyor, petrol düştükçe risk iştahı artıyor. Piyasaların asıl merak ettiği ise bu gerilimin ne kadar süreceği ve petrol fiyatlarının nerede dengeleneceği" dedi.
Avrupa'da doğalgaz fiyatlarının bir hafta içinde yüzde 75 oranında fırladığını aktaran uzman, petrol fiyatlarındaki yüzde 17'lik artışın doğalgazın gölgesinde kaldığını vurguladı. Bu enerji krizinin, kırılgan bir yapıya sahip olan Avrupa ekonomisinde üretim kesintilerine ve resesyona yol açabileceğini ifade eden Eryılmaz, krizin perde arkasını şu sözlerle anlattı:
"Aslında manşetlerde petrol konuşulsa da arka planda doğalgaz fiyatlarında çok daha sert artışlar yaşanıyor. Bu durum özellikle Avrupa’yı etkileyebilir. Çünkü Hürmüz Boğazı dünya doğalgaz sevkiyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği bir bölge. Katar burada kritik bir oyuncu. Katar’daki LNG tesislerinin zarar görmesi nedeniyle üretim kısmen durdu. Avrupa ise Rusya-Ukrayna savaşından sonra Rus gazına bağımlılığını azaltmak için LNG’yi özellikle Katar’dan ve ABD’den almaya başlamıştı. Ancak LNG’nin önemli kısmı Katar’dan geliyor"
GÖZLER ABD İSTİHDAM VERİLERİNE ÇEVRİLDİ

Küresel piyasaların yönünü çizecek bir diğer ana unsurun ABD tarım dışı istihdam rakamları olduğunu hatırlatan Eryılmaz, açıklanacak verilerin Fed'in yol haritasını netleştireceğini belirtti. Piyasaların beklentilerini ve olası sonuçları şu şekilde aktardı:
"Piyasada yaklaşık 150 bin civarında bir artış ve işsizlik oranının %4,3 seviyesinde kalması bekleniyor. Beklentinin çok üzerinde güçlü bir veri gelirse bu, ABD iş gücü piyasasının güçlü olduğunu gösterecek. Böyle bir durumda Fed’in faiz indirimlerini daha da geciktirebileceği düşünülür. Güçlü bir veri doların daha da güçlenmesine ve altın ile gümüşte baskının artmasına yol açabilir. Beklentinin altında bir veri ise farklı bir tartışma başlatabilir. Bu durumda iş gücü piyasasında zayıflama sinyali görülür. Ancak petrol fiyatları nedeniyle enflasyon yüksek kalmaya devam ederse Fed zor bir ikilemle karşı karşıya kalabilir: Enflasyonla mücadele mi yoksa istihdamı desteklemek mi? Bu da Fed politikalarına dair belirsizliği artırabilir"
TÜRKİYE'DE ENFLASYON VE BÜYÜME DENGESİ
İç piyasadaki gelişmeleri de değerlendiren uzman isim, büyüme oranları ve enflasyon verilerine dair görüşlerini paylaştı. Hanehalkı tüketiminin güçlü kalmasının enflasyonla mücadeleyi etkilediğine değinen Eryılmaz, "Türkiye tarafında ise haftanın önemli verileri büyüme ve enflasyondu. Büyüme verisi yıllık bazda %3,6 geldi ve piyasa beklentisi olan %3,7’ye oldukça yakın. Enflasyonla mücadele eden bir ekonomi için bu veri genel olarak beklentiye paralel sayılabilir. Ancak çeyreklik verilerde büyümenin bir miktar ivme kaybettiği görülüyor. Ayrıca büyümenin kompozisyonunda hanehalkı tüketiminin güçlü olduğu görülüyor" dedi.
Enflasyon rakamlarında gıda fiyatlarının yarattığı etkiye dikkat çeken uzman, "Aylık enflasyon %3’ün altında gerçekleşti. Çekirdek enflasyon göstergelerinde daha ılımlı bir seyir görülüyor. Bu da Şubat ayındaki sapmanın büyük ölçüde gıda fiyatlarından kaynaklandığını gösteriyor. Eğer gıda fiyatlarındaki artış olmasaydı enflasyon görünümü çok daha olumlu olabilirdi" ifadelerini kullandı.
MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRİMİ YAPAR MI?
Yatırımcıların yakından takip ettiği politika faizi konusuna da açıklık getiren Eryılmaz, mevcut küresel riskler ve enerji fiyatlarındaki artış ışığında Merkez Bankası'nın atacağı olası adımları özetledi. Kısa vadede bir faiz indirimi beklemediğini belirten Eryılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Mart ayında faiz indirimi beklenmiyor. Hatta jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artış devam ederse Nisan ayında bile faiz indiriminin gerçekleşmeme ihtimali artabilir. Böyle bir ortamda Merkez Bankası’nın belirsizlik ortadan kalkana kadar politika faizinde değişiklik yapmadan beklemesi daha olası görünüyor"



