ABD merkezli Mayo Clinic, stresi kişisel bir başarısızlık değil, vücudun verdiği normal bir fizyolojik tepki olarak tanımlıyor. Birçok insan zorlayıcı durumlarla karşılaştığında hayatını doğru yönetemediği yanılgısına düşüyor. Oysa bu doğal reaksiyonu tamamen ortadan kaldırmak imkânsız olsa da etkilerini hafifletmek mümkün.

Geliştirilecek bazı basit alışkanlıklar, kriz anlarının çok daha hasarsız atlatılmasını sağlıyor.

Oytun Erbaş 100 yaşına kadar yaşamanın şifresini açıkladı
Oytun Erbaş 100 yaşına kadar yaşamanın şifresini açıkladı
İçeriği Görüntüle

YÜZLEŞİN VE YAVAŞLAYIN

Yaşanan olumsuzlukları küçümsemek anlık bir rahatlama sağlasa bile uzun vadede sorunu büyütüyor. Problemi kabullenip açıkça ifade etmek, zihnin verdiği stres tepkisini düzenliyor. Vücut ve beyin tehlikeyi zaten algılamışken durumu adlandırmak, kaygının daha fazla tırmanmasını engelliyor.

Panik anında hemen harekete geçme dürtüsü, kişiye kontrolü yeniden sağladığı hissini verebiliyor. Ancak yoğun baskı altındayken alınan aceleci kararlar hata yapma riskini artırıyor.

ÖNCELİKLERİ YENİDEN BELİRLEYİN

Koşullardaki ani değişimler, planların hızla güncellenmesini zorunlu hale getiriyor. Sabah saatlerinde acil görünen bir iş, gün içinde yaşanan farklı bir gelişmeyle tamamen geri planda kalabiliyor. Kriz anlarında fiziksel güvenliği sağlamak her zaman ilk adım olmalı. Ardından duygusal ihtiyaçlar göz önüne alınarak yeni bir rota çizilmeli. Değişen şartları erken fark ederek artık geçerliliğini yitirmiş konulara enerji harcamaktan kaçınmalısınız.

KRİZİ DENEYİME ÇEVİRİN

Psikiyatrist ve nörolog Viktor Frankl tarafından geliştirilen logoterapi yaklaşımı, insanların en zorlu anlarda dahi yaşadıklarına anlam yükleyebileceğini savunuyor. Kaçınılmaz acılar karşısında benimsenen tutum, iyileşmenin anahtarına dönüşüyor. Günlük sıkıntılara uyarlandığında bu felsefe, sorunu sadece bir kayıp olarak görmek yerine ondan ne öğrenilebileceğine odaklanmayı gerektiriyor. Olaylara farklı bir pencereden bakmak, problemi silmese de dayanılabilir yapıyor.

Zorlukları tek başına aşmaya çalışmak yerine dışarıdan destek aramak süreci büyük oranda iyileştiriyor. Çoğu insan, başkalarına ihtiyaç duyduğunu kabul etmenin zorluğu yüzünden yardım talep etmeyi zayıflık sanıyor. Farklı bir departmandan bir iş arkadaşı veya konuya tamamen yabancı birinin sunacağı yeni bir bakış açısı, çözüme giden yolu kısaltabiliyor. Desteğe açık olmak, omuzlardaki yükü hafifleterek durumun yönetilmesini kolaylaştırıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ