Türkiye genelinde gayrimenkul fiyatları; yükselen arsa maliyetleri, yüksek faiz ortamı ve inşaat giderlerindeki artışla birlikte tarihi bir zirve yaşıyor. Özellikle İstanbul’un köklü semtleri ile Ege ve Akdeniz’in gözde sahil bölgelerinde konut sahibi olmak artık sadece bir barınma ihtiyacı değil, devasa bir servet yönetimi haline geldi. Uzmanlar, talebin yoğun olduğu bu bölgelerde fiyat artışlarının süreceğini öngörüyor.
ZİRVEDE İSTANBUL BOĞAZI VAR: BEYKOZ VE SARIYER REKORDA
Listenin en başında, Boğaz’ın eşsiz dokusuna sahip İstanbul ilçeleri yer alıyor. Türkiye’nin en pahalı ilçesi, 26 milyon 552 bin TL’lik ortalama konut fiyatıyla Beykoz oldu. Onu hemen ardından 22 milyon 35 bin TL ile Sarıyer ve 21 milyon 541 bin TL ile Beşiktaş takip ediyor. Bu üç ilçede bir ev sahibi olmak için 20 milyon TL’nin çok üzerinde bir bütçeyi gözden çıkarmak gerekiyor.
TATİL BELDELERİ LÜKS YARIŞINDA: ÇEŞME VE KAŞ TAKİPTE
Lüks konut yarışı sadece İstanbul ile sınırlı kalmıyor. İzmir’in dünyaca ünlü tatil merkezi Çeşme, 19 milyon 681 bin TL ortalama fiyatıyla dördüncü sıraya yerleşerek İstanbul’un pek çok semtini geride bıraktı. Akdeniz’in gözdesi Antalya Kaş ise 19 milyon 345 bin TL ile listenin beşinci sırasına adını yazdırdı. İzmir’in sahil ilçeleri olan Güzelbahçe ve Urla da 18-19 milyon TL bandındaki fiyatlarıyla emlak piyasasının en ağır topları arasında yer alıyor.
KONUT PİYASASINDA 10 MİLYON TL ARTIK "GİRİŞ" SEVİYESİ
Listenin geri kalanına bakıldığında, Türkiye’nin gözde bölgelerinde 10 milyon liranın artık "standart" bir rakam haline geldiği görülüyor. İstanbul’un köklü ilçelerinden Kadıköy 19 milyon, Bakırköy ise 16,6 milyon TL seviyelerinde seyrediyor. Sayfiye yerlerinden Şile’de fiyatlar 15,3 milyon TL’ye çıkarken, Adalar ve Üsküdar gibi bölgelerde de 12-13 milyon TL’lik rakamlar normal karşılanıyor. Listenin son sırasındaki Başakşehir’de bile ortalama konut fiyatı 8,8 milyon TL’yi bulmuş durumda.
KONUT FİYATLARINDAKİ ARTIŞIN ARKASINDAKİ NEDENLER
Gayrimenkul uzmanları, fiyatlardaki artışın arsa stoğunun sınırlı olmasından dolayı olduğunu belirtiyor. Özellikle sahil şeridinde ve İstanbul’un merkezi noktalarında yeni proje geliştirilecek alanın kalmaması, mevcut konutların değerini geometrik bir hızla artırıyor. Buna ek olarak, inşaat maliyet endeksindeki durdurulamaz yükseliş, yeni binaların satış fiyatlarını her geçen gün yukarı çekmeye devam ediyor.