Merkez Bankası tarafından açıklanan ve 173 milyar doları aşan kısa vadeli borç stokunun, önümüzdeki bir yıl içinde 239 milyar dolarlık bir çevrim zorunluluğu doğurduğunu belirten Geçer, bu durumun tarihi krizlerle benzerlikler taşıdığını savundu.
Tarih Tekerrür mü Ediyor?
Geçer, analizinde özellikle 1994 yılında yaşanan ve pek çok işletmenin bir gecede havlu atmasına neden olan ekonomik sarsıntıyı hatırlattı. Güven ortamının kaybolmasıyla sermayenin dışarı kaçtığı, paranın değerinin ise hızla eridiği o günlerin temel nedeninin "borç ve rezerv" arasındaki derin uçurum olduğunu vurguladı. Uzman isme göre; 2001 ve 2018 yıllarındaki kırılma noktaları da dahil edildiğinde, bugünkü ekonomik görünüm tüm bu acı tecrübelerin bir bileşkesi gibi görünüyor.

Sermaye Çıkışının Tetikleyici Etkisi
Ekonomist, dış borcun yüksekliğinden ziyade bu borcun nasıl çevrileceğine odaklanılması gerektiğini belirtiyor. Borç-rezerv dengesizliğinin görünür hale gelmesinin yabancı yatırımcıda bir panik havası yaratabileceğine değinen Geçer, güvenin sarsılması durumunda sermaye çıkışının hızlanabileceği konusunda uyardı. Bu durumun ise döviz kurları üzerinde kaçınılmaz bir baskı oluşturacağı öngörülüyor.
Kademeli Yükselişten Ani Sıçramaya
• Piyasalardaki kontrollü hareketlerin, gerekli güven adımları atılmazsa ani fiyat hareketlerine dönüşebileceği belirtiliyor.
• “Kur şoku” olarak adlandırılan bu durumun, sistemin dengesini kur üzerinden bulmaya çalışmasından kaynaklandığı ifade ediliyor.
• Bu sürecin sonunda vatandaşın alım gücünün ciddi şekilde etkilenebileceği öngörülüyor.




