Mersinbelen Mahallesinde yaşayan 52 yaşındaki İlyas Şimşek, babasının orman işçisi olması dolayısıyla aynı yoldan gitmeye karar verdi.
Şimşek, 1992 yılında adım attığı orman teşkilatında alevlere karşı mücadele ettikten sonra yangın gözetleme kulesinde görevlendirildi.
İlyas Şimşek'in çocukları Koray (26) ve Eray (22) da orman yangınlarıyla mücadelede gönüllü olarak görev aldı.
Daha sonra babaları gibi orman teşkilatında görev almak isteyen iki kardeş, işe alımlar için mülakatlara girdi. Sınavları geçen Koray 2022'de, Eray ise geçen yıl işçi olarak çalışmaya başladı.

OMUZ OMUZA MÜCADELE
Yangın gözetleme kulesinde görev yapan baba, günün büyük bölümünü dürbünüyle ormanları tarayarak geçiriyor. Şimşek, duman fark ettiği anda ekipteki çocuklarına telsizden yangın ihbarını bildiriyor.
Arazöz şoförü olan Koray Şimşek, yanına aldığı kardeşiyle vakit kaybetmeden yangına müdahale için yola çıkıyor. Alevlerle mücadelede omuz omuza görev yapan aile üyeleri, "yeşil vatanı" savunmak için büyük bir özveriyle çalışıyor.
İlyas Şimşek, baba mesleğini sürdürmenin gururunu yaşadığını söyledi.
Orman sevgisiyle büyüdüğünü, çocuklarını da aynı hassasiyetle yetiştirdiğini aktaran Şimşek, şunları kaydetti: "Yangına gidildiğinde, insan hiçbir şey hissetmiyor. Sadece ateşi, yangını söndürmenin çabasını gösteriyor. Başka bir şey düşünemiyorsun. En az hasarla kapatmak istiyorsun yangını. Bu düşünceyle hareket ediyorsun. Canlı türünü yanarken gördüğün zaman, insanın canı sıkılıyor bir şekilde. Sonuçta can, ağaç da aynı. İçindeki canlılar da aynı. Bunlar bizi kötü etkiliyor. Onu o halde gördükten sonra insan çok büyük bir üzüntü yaşıyor. Dikkatsizlik sonucu çıkan şeyler bunlar. Duyarlı olmamız lazım. Allah korusun, küçük bir kıvılcım büyük yangınlara sebep oluyor. Baba mesleğini devraldım. Oğullarımla birlikte aynı kurumda yeşil vatanı savunduğum için hem gururluyum hem de onurluyum."

"BABAMIZDAN GÖRDÜKLERİMİZ BİZE ÇOK YARDIMCI OLUYOR"
Koray Şimşek ise ormancı bir aileden geldikleri için işe kolayca adapte olduğunu belirtti.
Ağaçları çok sevdiğini vurgulayan Şimşek, "Bir ağaç yandığı zaman sanki canım yanıyormuş gibi oluyor. O yüzden ne kadar hızlı müdahale edersek bizim için o kadar güzel oluyor. Ama o yangın esnasında gözümüz hiçbir şey görmüyor. Yorgunluk, uykusuzluk hiçbir zaman hissetmiyoruz. Babamızdan gördüklerimiz de bize çok yardımcı oluyor. O yüzden babamdan gördüklerimi kardeşime aktarıyorum. Kendim de ondan öğreniyorum. Üç kişi güzel bir çalışma tempomuz oluyor. Bu yüzden de çok mutluyuz." şeklinde konuştu.
Eray Şimşek ise şunları söyledi:

"Bu işe başlamamın en büyük nedeni dedem ve babamdır. Daha sonrasında ağabeyim işe başladı. Zaten orman köylüsüyüz. Burada ormanın içinde yaşıyoruz. Yeri geldi köyümüzün ve çevresinde olan ihbarlara, yangınlara gönüllü olarak destek verdik işe girmeden önce. İşe girdikten sonra da bir savaşta nasıl kurşun sıkılıyorsa biz de ateşe öyle kurşun sıkıyoruz, su döküyoruz. Amacımız bir ağaç daha, bir orman daha yanmasın, kül olmasın diye mücadele vermek."




