Türkiye’nin genel tarım sorunlarını ele almak gerekmektedir. Çünkü ülke tarım sorunlarının birçoğu Aydın’da da yaşanmaktadır.

Sorunun temelinde ana sorunlara doğru teşhislerin konulamaması, planlamanın bilimsel olmaması, tarımla ilgili mevzuatın tarım sektörünün gerçekleri ile uyuşmaması yatmaktadır.

· Tarım Sektörünün öneminin anlaşılamaması:

Gelişmiş ve tarımın önemli ekonomileri içinde önemli yer tutan ülkelerde tarım sektörü genellikle ekonomik sistemlerin ayrılmaz bir parçasını oluşturmakta ve devlet politikası haline gelmektedir.

Tarım sektörünün ülke ekonomisi içerisindeki yeri, tarımın genel ekonomi içerisinde yaratmış olduğu katma değer ile ölçülürken milli ekonomilerin itici gücü olmaktadır. Tarımın yarattığı katma değer ise, tarımsal faaliyetler sonucu ortaya çıkan hâsıla, tarımsal çıktı, dış ticaret, istihdam ve diğer sektörlere girdi temini gibi başlıklardan oluşmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, geleneksel ekonomik yapıdan daha modern bir ekonomik yapıya ulaşabilmek için büyük çaba içerisine girmektedirler.

Ülkemizde ise son 45 yıldır Hükümetler, politikacılar ve bunların aratıcısı ve uygulayıcısı olan üst bürokrasi tarımı en alt sektör olarak düşünmekte yasal metinleri bu yolda hazırlamaktadırlar.

Bu dönemde hükümetler ve ülkeyi yönetenler tercihleri tarım sektöründen değil finans, madencilik, enerji, şehirleşme, ulaşım ve turizmden yana olmuştur.

Bu duru da tarımın ülke ekonomisi içindeki yerini geriletmiştir. Son on yılda kayıtlı üretici sayısının 4 milyon 200 binden bugün 2 milyon 200 bin rakamına düşmüştür.

Türkiye ekonomisi, 2012 yılında yüzde 4,8, 2013’de iç talebin artışıyla yüzde 8,5, 2014 yılında yüzde 5,2 büyürken 2011 yılında yüzde 8,2 oranında ekonomiden pay alırken, bu oran 2018 yılında 2,4 puan gerilemeyle yüzde 5,8’e geriledi. Bugün, 2025 yılında ise Tarım sektörünün genel ekonomi içindeki payı Türkiye'de tarımın milli gelir içindeki payı yüzde 5’in altında olmuştur.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK)’nun verilerine göre, Türkiye’nin toplam tarım alanı 2004’te 26,5 milyon hektarken, bugün bu rakam 24 milyon hektara geriledi. Yani son 20 yılda 2,5 milyon hektar tarım alanı yok oldu. Bu kaybın %80’i yani 2 milyon hektarı ise yalnızca büyükşehirlerde gerçekleşti. Bu dramatik tablo, tarımın en çok kent baskısı altında ezildiğini açıkça ortaya koyuyor.