Jeotermal sistemler jeolojiden başlamak üzere dünyamızın ve insanlığın tüm yaşamı üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.

JES’ler hava-su-toprak ve tarımsal ürün kirliliği dışında, deprem meydana getirebilme özelliğine de sahipler. Durham Quake veri tabanına göre 1868-2016 yılları döneminde küresel çapta elde edilen 730 adet insan kaynaklı tetiklenmiş depremsellik olaylarının yüzde oranları şu şekildedir; madencilik % 37, baraj % 23, geleneksel petrol ve gaz üretimi % 25, jeotermal % 8, atık sıvı depolama % 5, büyük bomba ve nükleer patlama % 3.

Aydın ili çevre durumu raporlarına göre, Aydın ilinde yer altı sularının yüzde 25’ini jeotermal santraller tüketmekte. Bu sonuç Aydın ili yer altı sularında çok hızlı bir şekilde azalmaya, kuraklığa, topraklarda göçük ve çökmelere sebep olmaktadır.

Jeotermal Kurulum Sürecinde İhlaller:

Santral sahası ve üretim kuyuları alanları belirlenirken tarım alanlarının amaç dışı kullanılmaya başlanması;
Stabilize yollarda toz üretiminin tarım alanlarında zararlı üretimi ve tozlanma nedeniyle bitki döllenmesinin ortaya çıkması;
Çevre halkının yaşama biçimine müdahale edilmesi;
Tarım arazilerinin jeotermal sistem lehine mülk sahibi rızası olmadan jeotermal imtiyaz sabi şirketlere tapu aktarımının yapılması;
Tarım topraklarının kirletilmesi;
Yer üstü ve yer altı sularının kirletilmesi;
Tarım Ürünlerinde, mera ve ormanlarda ağır metal ve diğer toksik madde birikimi;
Akarsu ve göllerde biyolojik hayatın sona ermesi;
Tarım ürünlerinin kalite ve rekolte kayıpları;
İhracata giden tarım ürünlerinin geri dönüşümleri;
Jeotermal akışkanların bileşiklerinden dolayı başta kanser çeşitleri olmak üzere yaygın sağlık sorunları;
Jeotermal akışkanların akarsuları (Büyük Menderes,-Gediz) kirletmesi;

Aydın’da Jeotermal Sorunların Çözümleri

· 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun yatırımcıya yüksek oranda servet kazandıran bir yasa olmaktan çıkarılıp çevre dostu, çevre halkıyla barışık, doğaya, suya, havaya, insan, hayvan ve bitki sağlığına saygılı bir yasa haline getirilmesi için sivil toplum ve mesleki örgütlerin katkıları ile yeniden düzenlenmesi;

· ÇED yönetmeliğinin özüne uygun düzenlenmesi;
· Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Maden ve Enerji Sektörünü Koruma Kurumu olmaktan çıkarılıp asli görevlerine dönmesinin sağlanması;
· Jeotermal imtiyaz sahibi şirketlerin ciddi bir şekilde denetlenebilmesi için denetleyici kamu görevlilerinin yetkileri, denetleme teknik alanları ve denetleme sınırlarının yeniden düzenlenip cesaretlendirilmeli.
· Çevre ile ilgili alanlarda “kararname” yetkisinin ve yetki değişiminin kaldırılması;
· Jeotermal sistemlerin halk sağlığı, gıda güvenliği, yaşama özgürlüğü, yaşama biçimine müdahale, çevre sağlığı, insan, bitki ve diğer canlıların sağlığı gibi konularda ihlallerine yalnızca para cezaları değil ağır hapis cezaları da eklenmelidir.