Önceki yazımızda 2012 yılında 6360 sayılı Kanun kabul edilmesi ile köy yönetim biçiminin bozulması öyküsünü kısaca anlatmış, doğan sorunları listelemeye başlamıştık. Bugün sorunları ortaya koymayı sürdürüyoruz.

· Türkiye’de mekânsal istatistiklerin üretilmesinde nüfus kriteri dikkate alınmakta ve toplam nüfusu 20.000 altında olan yerler kırsal yerleşim olarak kabul edilmektedir. Ancak, köylerin mahalleye dönüştürülmesi ile birlikte nüfus büyüklüğü üzerinden kırsal alanların tespit edilmesi güçleşmiş ve büyükşehir sınırları içinde yer alan tüm alanın kent olarak değerlendirilmesine yol açmıştır.

· Hukuki statüsü değişen ve mahalleye dönüştürülen köyler, kırsal istatistiklerin üretilmesinde birtakım aksaklıklar meydana getirmiş ve bunun neticesinde kırsal kalkınma politikalarının hazırlanması güçleşmiştir.

· Bu durum bir taraftan kırsal istatistiklerin oluşturulmasını ve buna yönelik politikaların hazırlanmasını güçleştirmiş diğer taraftan da kırsal kalkınmayı destekleyen fonların dağılımını olumsuz yönde etkilemiştir.

· Köylerin mahalleye dönüşmesi ile birlikte belediyelerin sorumluluk alanları genişlemiş, bu alanlara hizmet götürebilmek için yeni birimlere ihtiyaç duyulmuş, buna bağlı olarak da hizmet maliyetleri artmış ve kamusal hizmetlerde aksaklıklar meydana gelmiştir.

· Tarım ve hayvancılığın desteklenmesi olmak üzere kırsal alanlara yönelik birçok hizmette büyükşehir ve ilçe belediyeleri yetkili kılınmıştır. Ancak pek çok bölgede köyler ile merkez arasındaki mesafenin fazla olması ve coğrafi engellerin bulunması, hizmetten faydalanan halk ile kararların alındığı merkez arasındaki bürokratik mesafenin artması, belediyelerin organizasyon yapısının ve mali kaynaklarının yetersiz olması hizmet sunum maliyetlerinin artmasına ve hizmetlerin aynı standartlarda sunulmamasına sebebiyet vermiştir.

· Kırsal yapının temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık da köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle birlikte olumsuz yönde etkilenmiştir

· 6360 sayılı Kanun ile birlikte mahalleye dönüştürülen köylere birtakım mali yükümlülükler getirilmiş ve kentte yaşamanın gerektirdiği sorumluluklar köy halkı için de geçerli olmuştur.

· Yapılan düzenleme ile birlikte köylere tanınan bazı hak ve menfaatler kaldırılmış, mahalleye dönüştürülen köylerin 1319 sayılı Kanun gereğince emlak vergisini ve 2464 sayılı Kanun gereğince belediye vergi, harç ve katılma paylarını ödemesi zorunlu hale getirilmiştir.

· Köylerde faaliyet gösteren ticaret, sanat ve serbest meslek erbapları ile ücretlilerin 193 sayılı Kanun gereğince sağlanan muafiyet ve istisnalardan yararlanma olanağı da ortadan kaldırılmıştır.

· Su kullanımı da ücretli hale getirilmiştir. Ancak, yapılan bu mali düzenlemeler hemen yürürlüğe girmemiş, bir geçiş süreci öngörülmüş ve bu değişikliklerin beş yıl süreyle uygulanmayacağı, su ücretlerinin ise en düşük tarifenin %25’ini geçmeyeceği ifade edilmiştir. Kanunun öngördüğü bu süre, 2018 yılında kabul edilen 7159 sayılı Kanun8 ile 31/12/2022 olarak belirlenmiştir. Bu sürenin sonunda sosyo-ekonomik açıdan farklı koşullara sahip olan köylerin kentler ile aynı mali yükümlülüklere tabi kılınması toplumsal ve ekonomik yapıda önemli sorunları meydana getirebilecek niteliktedir.

· Mahalleye dönüştürülen köylerin tarım arazileri ile mera, yaylak ve otlak gibi ortak kullanım alanları bağlandıkları belediyelere devredilmiş ve bu alanlarda belediyelere imar uygulaması yapma hakkı tanınmıştır.

· 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu çerçevesinde köylülerin ihtiyaç duydukları ahır ve benzeri yapıların inşası da zorlaşmıştır. Bütün bunlar neticesinde, mahalleye dönüştürülen köylerde tarım ve hayvancılık ile uğraşılması güçleşmiştir.

Kaynak: Özalp KILIÇ-Selçuk İPEK Kırsal Mahalle: Büyükşehirlerde Tekrar Köye Dönüş mü?