6360 ve 7254 sayılı kanunların getirdiği statü değişiklikleri, tarımsal üretimin maliyet artışları ve mülkiyet-imar kısıtlamalarından kaynaklanmaktadır. Köylerin tüzel kişiliklerinin kaldırılarak mahalleye dönüştürülmesiyle başlayan süreç, beraberinde ciddi yapısal ve ekonomik sorunlar getirmiştir.
Bu sorun daha önce gündeme gelmiş ancak, güncelliği kısa sürdüğü için kamuoyu gündeminden çabuk düşmüştü.
Konunun tarafları kırsal köy halkları ve Büyükşehir belediyeleri.
Türkiye’de yıllar itibarıyla önemi giderek azalan birimler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği üzere köyler, 1924 yılında kabul edilen 442 sayılı Köy Kanunu ile yönetilmekteydi. Ancak 2012 yılında 6360 sayılı Kanun kabul edilmiş ve büyükşehirlerde sunulacak hizmetlerin tek merkezden yürütülmesi ve bu suretle hizmet sunumunda etkinlik ve verimliliğin sağlanması için tüm ilin köyleri mahalle haline getirlidi.Bu yasal değişiklik ile mahalli idarelerin idari ve mali yapısı ile sorumluluk alanlarına ilişkin önemli ve köklü değişiklikler meydana geldi.
6360 sayılı Kanun çerçevesinde köylerle ilgili düzenlemelerden kaynaklanan sorunlara çeşitli eleştiriler getirilmiş ve bu sorunlar yakın geçmişte sıkça tartışılmıştır. Bu sürecin sonunda gelinen nokta, büyükşehir yapısı içinde mahallelerin kırsal ve kentsel olarak yeniden yapılandırılması olmuştur.
Bu kapsamda, 2020 yılında 7254 sayılı Kanun4 kabul edilmiş ve büyükşehir sınırları içinde yer alan ve kırsal niteliğini devam ettiren yerlere belirli koşullar çerçevesinde kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan statüsü tanımlanmıştır.
Büyükşehir Belediyesi bulunan ancak klasik tanımı ile mahalle tanımından uzak, köy tanımına uyan söz konusu bu yerleşim birimlerine belirli avantajlar sağlamak suretiyle bazı sorunların çözüme kavuşturulması hedeflenmiştir.
Bu dönemde şu sorunlar ortaya çıkmıştır:
· Büyükşehir sınırları içinde yer alan köylerin tüzel kişiliği kaldırılmış; tüzel kişiliği sona eren köylerin her türlü taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve borçları, ilgisine göre bakanlıklara, büyükşehir belediyesine, bağlı kuruluşlara veya ilçe belediyelerine devredilmiştir.
· Anayasa açısından: köylerin tüzel kişiliğinin anayasal temeli olduğu ve bunların anayasa değişikliği yapılmaksızın kanun ile kaldırılamayacağı ifade edilmiştir.
· AB açısından: mahalli idare sınırlarında yerel halka danışılmadan değişiklik yapılmasının ve hizmette yerellik ilkesine aykırı olarak köy halkına ilişkin kararların belediye meclisleri tarafından alınmasının Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına da aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür.
Söz konusu iddialar Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmiş ancak konuya ilişkin tartışmalar sona ermemiştir.
· Bu durumda mahalli idarelerin sınırları büyüdükçe seçmenler yerel yöneticilerden uzaklaşmakta ve demokratik etkinlik azalmaktadır.
· Köy tüzel kişiliğinin kaldırılması ile birlikte yerel halkın demokratik temsili belediye meclisleri tarafından sağlanmaya başlamıştır. Bu noktada yerel düzeyde merkeziyetçilik artmış, halkın müşterek nitelikli ihtiyaçlarını büyükşehir ve ilçe belediyelerine demokratik yollar ile etkin bir şekilde yansıtması güçleşmiş ve temsil gücü azalmıştır.
Kaynak: Özalp KILIÇ-Selçuk İPEK Kırsal Mahalle: Büyükşehirlerde Tekrar Köye Dönüş mü?