Yeni yılın ilk haftasında siz YENİKIROBA okurlarımız için , İzmir kentinin tarihi ilçesi ,Kuşadası ve Germencik ‘e sınır komşumuz SELÇUK ilçemizi gezdik.


Aydın dan düzenli sefer yapılan minibüslerle 40 dakika da ulaşabileceğiniz şirin SELÇUK ilçesi, Aydın’a 50 km. ,İzmir’e ise 70 km mesafede bir yerleşim.


Aydın’a yakınlığı nedeniyle , 1957 yılında İzmir’den alınarak, Aydın’a bağlanan Kuşadası gibi , Aydın’ a yakınlığı nedeniyle aslında o zaman da Aydın’a bağlanması yerinde bir karar olurdu. Hatta Havutçulu köyü, Ortaklar beldemize, Gökçealan köyü de , minibüs yolu üzerinde ve Kuşadası İlçemize çok yakın olması nedeniyle ticari ve ekonomik yönden de tüm işleri Aydın ilçeleriyle yürütüldüğünden Aydın’a bağlanması tekrar düşünülmelidir.

Selçuk ‘ta günü birlik gezi için , kendi aracımızla veya sabah erkenden şimdilerde çalışmayan tren ile erkenden veya düzenli Aydın -Selçuk minibüsleriyle ulaşım sağlanarak kolayca varılabilecek yakın bir yer.


Günübirlik rota çizilmesi gerekirse, Efes , Meryemana, İsabey camisi, Efes Müzesi, Artemis tapınağı , St.Jean Kilisesi ve zirvesindeki kale ile ilçe içindeki su kemerleri , tarihi camiler ve hamamlar, Efes Selçuk Belediyesi KENT BELLEĞİ gezilecek görülecek yerler.

Selçuk tan önce , AYASULUK

İlçenin adı önceleri AYASULUĞ olarak bilinmektedir.

Selçuk eski adıyla AYASULUK 1304 yılında AYDINOĞLU BEYLİĞİ 'nin eline geçmiş ve 1426 yılında Osmanlı devleti topraklarına katılmıştır. 1914'te Ayasuluk olan adı , Selçuk olarak değiştirilmiş ve Kurtuluş Savaşından sonra da “Akıncılar” adıyla anılan Selçuk 1957 yılında İzmir İli’ne dahil edilerek ilçe olmuştur.


Toplam 295 Km² lik alanı kapsayan ilçe, merkez dahil, 2 belediye ve 8 köyden oluşmaktadır. Ege denizine uzaklığı 8 km, denizden yüksekliği ise 16 m dir.


Kuzeyden Torbalı, doğudan Tire, güneyden Germencik, ve güney batıdan Kuşadası İlçeleri ile çevrili İlçemizin tarihi ve arkeolojik durumu yanında tabiat güzelliklerine sahip olması, coğrafi bakımdan zenginliği ile ayrıcalığını ön plana çıkarmıştır.


Batı Anadolu'nun bağrından çıkan Küçük Menderes Nehri, geniş bir ova ile ilçeye 3 km kuzeyinden geçip, 9 km batısından denize dökülür. Doğusunda yükseklikleri pek fazla olmayan Maden, Kayser ve Sarıkaya dağları, Güneyinde ise, üzerinde büyük bir medeniyetin kurulmasına sahne olmuş Bülbül Dağı vardır.

Kuzeybatısında içinde, Kuş Cenneti ve üç doğal gölete ( Çakal, Gebeklise ve Cevaşır) sahip olan Selçuk’ta, doğa çeşitli kuşların barınmasına olanak sağlamaktadır. Selçuk yüzölçümünün, % 49 gibi büyük bir bölümünün ormanlık alan olması, İlçe’nin doğal habitatını ve zenginliğini oluşturur.


Aslında EFES ve MERYEMANA , başlı başına gezmek için , ayrıca bir gün zaman ayrılması gereken büyüklükte merkezlerdir.


Onun için sizlere kentin içinde ve yakın çevresindeki tarihi yerleri gezdirmekle başlayalım SELÇUK’u gezmeye.

SELÇUK ‘un TARİHÇESİ

Selçuk’un tarihçesi Efes Antik Kentinin kuruluşu olan M.Ö. 6000 yıllarına yani Neolitik dönem’e kadar inmektedir. Doğu ile batı arasında önemli bir kapı durumunda olan Efes çağının en önemli bir Liman Kenti idi.


Bu konumu ile Efes, çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişmesini ve Roma Devrinde Asia eyaletinin başkenti olmasını sağlayan 250.000 kişilik nüfusuyla dünyanın dört büyük kentlerinden biriydi. Efes, Helenistik ve Roma çağlarında yaşanan ve Büyük İskender’in generallerinden Lysmokhos’un M.Ö. 300 yıllarında kurduğu bir liman kentidir. Bu döneme ait sur duvarları kentin güneyindeki Bülbül dağı üzerinde hala ayaktadır.


Bizans Çağ’ında tekrar yer değiştiren Kent ilk kez kurulduğu Selçuk’taki Ayasuluk Tepesi‘ne gelmiştir. Burası St. Jean’ın incilini yazdığı ve mezarının bulunduğu kutsal bir hac yeri olarak kabul edildiği için mezar üzerine 5 ve 6. yüzyıllarda büyük bir bazilika inşa edilmiştir. 1307 yılında Türkler tarafından alınan Selçuk (Ayasuluk) kısa bir süre Aydınoğulları Beyliği’nin merkezi olmuş, Türk İslam dini yapıları, sanat tarihi açısından da görülmeye değer önemli kültür varlıkları bu tarihlerde yöreye kazandırılmıştır.


1426 tarihinden sonra Osmanlı hâkimiyetine giren Selçuk, aynı zamanda üç dinin yayılması ve genişlemesinde de rol oynamıştır, hatta eski çağlarda putperestlik dünyasının paganizm’in merkezi olmuştur.


Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler (tarih öncesi tepe yerleşimleri) ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi'nde Tunç çağları ve Hittitler'e ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Dönemi'nde kentin adı Apasas'tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır.

Antik Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı ününü M.Ö. 324–250 yıllarında dünyaya duyurmuş, dünyanın mermerden yapılmış ilk yapısıdır. Tek tanrılı dinlerin insanları gibi tapınan Efesliler, Artemis’in pek çok tanrının gücüne sahip olduğuna inanırlardı. Aynı zamanda bereket tanrıçası olarak da anılan Artemis Tapınağı günümüzde bazı kalıntıları ile varlığını sürdürüyor.

Ayasuluk Örenyeri Ve St Jean Anıtı


Selçuk çevresinde bazı höyüklerden sonra Tunç Çağında Ayasuluk Tepesinde yerleşme olduğu bilinmektedir. Helenistik ve Roma devirlerinde Efes Ören yerinde gelişen kent Bizans Çağında yeniden Ayasuluk Tepesine gelmiştir. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve Aydınoğulları’nın merkezi olan Ayasuluk 16. yüzyıldan itibaren küçülmeye başlamıştır.


Ayasuluk Tepesinin zirvesinde yer alan Kale , Bizans Çağında yapılmıştır. Ancak günümüzde görülen yapı ve surların çoğu Selçuklu ve Osmanlı Devirlerine aittir.


Ayasuluk Tepesinde yer alan St. Jean Bazilikası Bizans İmparatoru Büyük Jüstinien tarafından inşa ettirilmiştir. Döneminin en büyük yapılarından biri olan altı kubbeli kilisenin merkezi kısmında altta Hz. İsa’nın Havarilerinden St. Jean’ın mezarı bulunmaktadır.


Ayasuluk Tepesinin batı eteklerinde bir diğer önemli yapı olan İsa Bey Cami yer almaktadır. Cami, açık avlusu ve plan özellikleri ile Türk Sanat Tarihinde önemli bir yapıdır. İsabey Camii, Artemis Tapınağı ile St. Jean Kilisesi arasında, tepenin güneybatısında yer almaktadır. Bu konumuyla üç ayrı dinin sembollerinin bir üçgen arasında kalması anlamlıdır. Ve dünyada örneği yoktur. Camii 1375 yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından Şamlı Mimar Ali İbn-el Dımışkü’ye yaptırılmıştır. 51X57 m ölçülerindeki camide Efes’le Artemis Tapınağından bazı parçalar özellikle sütunlar kullanılmıştır. Taç kapı üzerinde yer alan kitabede Mehmet oğlu İsa Bey ve Mimar Dımışık’lı oğlu Ali’nin adları okunabiliyor.

Camiinin ortasında şadırvanı kapsayan revaklı avlu yer alır. Camiinin doğu ve batısı kapısının üstünde yükselen iki minareden doğuda olanı 1653 – 1668 yıllarında meydana gelen depremler sonucunda tamamen iç avludaki revaklarla beraber tamamen yıkılmış ve tek bir minare kalmıştır. 1975 yılından sonra Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yaptırılan iyileştirme ve onarım çalışmalarıyla camii ibadete açılmıştır.

Aydınoğulları Beyliği’ nin Başkenti Ayasuluk’ta inşa edilen İsabey Camii ana cephesindeki mermer ustalığı Batı Anadolu’daki önemli örnekleri arasındadır. Ayasuluk’ta (Selçuk) Aydınoğulları Dönemi’ne (1304-1390) ait anıtların büyük bir bölümü halen ayaktadır. Bunlar içinde en önemlisi olan

Caminin Banisi İsa Bey, Hızır Bey’den sonra beyliğin başına geçerek 42 yıl hüküm sürmüş (1348-1390) ve başkenti Birgi’den Ayasuluk’a taşımıştır. Aydınoğlu İsa Bey, kendinden önce (Özellikle Umur Bey zamanında) savaş dolu yılların getirdiği ganimetler, tarım gelirleri ve Venediklilerle yapılan ticaret antlaşmaları sonunda artan gümrük gelirlerinin büyük bir kısmını dini, toplumsal işlevli anıtların yapımına harcamıştır. 13 Mart 1375 tarihinde inşaatı tamamlanan Cami, çapraz sahınlı veya transept tipli camiler grubuna girmektedir. Harim dört büyük granit sütun ve kemerlerle enlemesine ikiye bölünmüştür. Mihrap önü (orta kısım) iki kubbeyle örtülüdür.

Enine planlı Caminin batı cephesinde kullanılan mermerlerin çoğunluğu o sırada harabe halindeki Artemis Tapınağı’ndan getirilmiştir. Cephesinin ortasında çok süslü ve kitabeli taç kapı yer alır. Taç Kapı’nın güneyinde harim kısmının batı cephesinde bulunan dört pencere birbirinden farklı yapıları ve süslemeleriyle gerçek bir sanat harikası olarak kabul edilir. Bunların dış yüzlerindeki güzellik iç kısmına da yansımıştır.

Ayasuluk İsabey Camii, Anadolu Beylikler Dönemi’nde nadir görülen iki minareli (biri yıkılmıştır) camilerden biridir. Harimin kuzeyinde yer alan ve kalan izlerden üç kenarı revaklarla çevrili olduğu anlaşılan avlu, bu şemanın Osmanlı öncesi dönemdeki ilk örneğidir. Yapının Mihrap parçaları ve kitabesi 1988 yılında yapılan restorasyon sırasında kısmen yerine yerleştirilmiştir.


İlçe içinde bugün de ayakta kalan su kemerleri , Bizans döneminde Ayasuluk Tepesi üzerindeki ST.JEAN ( Aziz Yuhanna) Kilisesinin ve çevresindeki kentte yaşayan halkın içme suyu ihtiyacını karşılamak için yapılmıştır.


Şehir içinde doğudan batıya uzanan ve toplam 124 adet ayaktan oluşan Su Kemerlerinin halen ayakta kalanlarının , Selçuk Belediyesi tarafından başlatılan Kentsel Dönüşüm ve Yenileme Projesi çerçevesinde Tarihi Su Kemerleri onarım ve restorasyon çalışmalarında ilçe merkezinde bulunan İstasyon Meydanından Ayasuluk Tepesine kadar uzanan su kemerlerinden 14 adet ayağın onarımı tamamlanmıştır



St. Jean (Aziz Yuhanna) Takip Kapısı’nın doğusundan başlayıp ilçe içinde ve özellikle istasyon çevresinde sağlam olarak kalmış olan Bizans sukemerleri, Şirince Boğazı’nda devam etmekte ve kuzeye doğru yönelmektedir. Bunlar, Belevi ile Selçuk arasındaki Pranga mevkii doğusundaki su kaynaklarından sağlanan içme suyunu, Selçuk Ayasuluk Tepesi’ndeki Bizans dönemi yerleşimine ve Ortaçağ’ın Hac merkezi olan St. Jean Kilisesi’ne ulaştırıyordu. İstasyon çevresinde 15 m yükseklikte sağlam kalabilen sukemerlerinin ayaklarında, Efes ve Artemision’dan getirilen devşirme mermer bloklar, düzeltilerek kullanılmıştır. Üstteki kemerlerde ise tuğla kullanılmıştır. Sukemerlerinin Ayasuluk Tepesi’ne ulaştığı yerde (Takip Kapısı’nın doğu kısmında), büyük boyutlu bir su deposu veya sarnıcı son yıllarda kazılarak ortaya çıkarılmış ve restore edilmiştir.


İlçe içinde irili ufaklı bir çok mescit ve cami bugün de ibadete açık olarak kullanılmaktadır.