Geçtiğimiz günlerde TZOB (Türkiye Ziraat Odaları Birliği) Genel başkanı Sayın Şemsi Bayraktar aşırı yağış ve sel felaketini incelemek üzere Aydın Ziraat Odaları Başkanları ile beraber Söke,Koçarlı ve Germencik’te idi.

Daha sonraki yazılarımızda bu konunun ayrıntılarına gireceğiz. Şimdi genel anlamda, afetler karşısında dünyanın en kırılgan sektörü olan tarım –doğal afetler konusunu ele alalım.

Doğal afet olayları sosyal, psikolojik ve ekonomik hayatımızı olumsuz olarak etkilemektedir. Bir yandan da ülke ekonomisi içinde önemli yer tutan tarımı da son derece yüksek oranda etkisi altına almaktadır.

“Son on yılda meydana gelen doğal afetlerin büyük bir kısmını seller oluşturmaktadır. Ardından fırtınalar, depremler, aşırı sıcaklıklar ve kuraklıklar gelmektedir. İnsanları en çok etkileyen afet türü ise kuraklıklar ve ikinci sırada seller gelmektedir. Sel sonrası nehir kenarlarındaki toprağa yapılan incelemelerde bu alanlarda ağır metal içeriği tespit etmişlerdir.

“Sıcaklığın artması sebebiyle iklim koşuluna uyum sağlayamayan bitki ve böcekler etkilenmiş, bazı bölgeler çölleşme riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Ayrıca artan sıcaklıklar yangın ihtimalini de arttır bölgenin arazi yapısındaki bozulmalar besinleri de etkileyebilmektedir. Kuraklık, mahsul verimini, bitki büyümesini ve hayvan sağlığını etkileyebilir veya daha düşük gıda üretimi ve bulunabilirliğe sebep olabilir.”

“Doğal afetler konusu özellikle deprem, bütün insanlık ve Türkiye için yaşamsal önem taşımaktadır. Günümüzde insan toplulukları için depremin etkilerinden korunmak amacıyla topraklarını terk etme olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle insanlar doğal afetlerin en korkuncu ve en yıkıcısı olan depremlerle bir arada yaşamayı ve depremlerin oluşturabileceği zararları azaltmanın yollarını, topraklarını terk etmeden öğrenmek zorundadır. Yapıların depreme dayanımlı olarak planlanmasından amaç, oluşabilecek bütün zararların önlenmesi değildir. Çünkü böyle bir planlama, yapı maliyetlerinin çok yükselmesine neden olur. Bir yapının deprem etkisiyle yıkılması sonucunda oluşabilecek can kayıplarının önlenmesi başlıca amaç olmalıdır. şiddetli bir depremde yapının çatlayabileceği fakat yıkılmayacağı beklenmeli ve onarımın gerekebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.”