Türkiye'de her yıl 30 Haziran tarihi "Koruyucu Aile Günü" olarak kutlanıyor.

Anne ve babası hayatını kaybeden ya da çeşitli nedenlerle ailesinin bakımlarını sağlayamadığı çocuklara aile şefkati, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının başlattığı "koruyucu aile" modeli ile veriliyor.

Devlet tarafından her ihtiyacı karşılanmasına rağmen çocukların anne baba sevgisi ve aile sıcaklığında büyümesini amaçlayan koruyucu aile modeli ile evlat sahibi olamayan ya da biyolojik çocukları bulunmasına rağmen kimsesiz çocuklara da yuvalarını açmak isteyen birçok ailenin evlerinden bebek, çocuk seslerinin yükselmesini sağlanıyor.

Türkiye'de bu model ile 8 bin 550 ailenin yanında 10 bin 264 çocuk, şefkat dolu yuvalarında yaşıyor.

Yedi bölgede yemek envanteri çıkarılarak gelecek nesillere aktarılacak Yedi bölgede yemek envanteri çıkarılarak gelecek nesillere aktarılacak

Tek amaçları bir yetimi, öksüzü anne, baba sözcüğünden mahrum bırakmamak olan o aileler arasında Antalya'da yaşayan 49 yaşındaki Şerife ve 48 yaşındaki Osman Çal çifti de yer alıyor.

Çocukları 2 yaşındayken havuza düşerek boğuldu

Çal çiftinin, evlendikten 11 yıl sonra Hüseyin adını verdikleri oğulları dünyaya geldi.

Evliliklerini çocukla taçlandıran çiftin mutluluğu, gittikleri piknikte Hüseyin'in yangın söndürme havuzuna düşüp boğulmasıyla sona erdi.

Çocuklarının ölümüyle sarsılan çift, 10 yıl sonra koruyucu aile olan komşularından etkilenerek bir çocuğa yuvalarını açmaya karar verdi. Bir türlü geçmeyen üzüntülerini koruyucu aile olarak dindirmek isteyen çift, henüz 40 günlük olan kimsesiz "Ela" adlı bebeğin koruyucu aileliğini üstlenerek mutlu bir hayata adım attı. Evleri yıllar sonra yeniden bebek sesiyle dolan çift, "prensesimiz" diye seslendikleri minik Ela'yı adeta gözlerinden sakınıyor.

"Hayatını kaybeden oğlumuzun kokusunu Ela'da alıyorum"

Çal, AA muhabirine, evlendikten sonra birçok defa hamile kalmasına rağmen 11 yıl bebeklerinin olmadığını söyledi.

Oğullarının dünyaya gelmesiyle hayatlarının tamamen değiştiğini ifade eden Çal, "Çok mutluyduk. Ancak 2 yaşındayken rahmetli oldu. Çok zor bir süreçti. Sonrasında da defalarca tedavi görmemize rağmen bebeğimiz olmadı. Evimiz 'Ela' bebek ile yeniden şenlendi. Ay parçası gibi bir bebek. Hemen bağlandık. Hayatını kaybeden oğlumuzun kokusunu Ela'da alıyorum." dedi.

Bir yakının tavsiyesi üzerine hastanede emzirme eğitimi aldığını anlatan Çal, "Emzirme hemşiresinin desteğiyle hiç umutsuzluğa kapılmadan geceleri bile kalktım ve başardım. Bebeğimiz evimize geldikten 2 ay sonra sütüm geldi. Bir mucize gerçekleşti ve bebeğimi emzirmeye başladım. Allah'ım bana Ela'nın 'Süt annesi' olmamı nasip etti. Çok güzel bir duygu. Onu sevgiyle büyüteceğiz." diye konuştu.

Baba Osman Çal da kızının ilk kez "Baba" dediğini ve bu kelimeyi duyunca tarifi mümkün olmayan duygular yaşadığını kaydetti.

Yıllar sonra yeniden "baba" olma duygusunu yaşadığını aktaran Çal, "Ela ile yüzümüz yeniden gülmeye başladı. Çevremdekiler bile gençleştiğimi söylüyor. İşten eve adeta koşarak geliyorum. Ona sarılınca, koklayınca bütün yorgunluğum gidiyor." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA