Bir devlet ve millet için ekonomik büyümenin ve kalkınmanın Hayata geçirilmesi sürecinde sosyal, ekonomik -bazı ölçütler belirleyici olmakla birlikte; tarım sektörü bunlar arasında en stratejik ve vazgeçilemez konumdadır.

Tarım sektörünün insan hayatındaki yeri besin ihtiyacını karşılama işlevi bakımından insanoğlunun var oluşundan beri önemini korumakta ve artan dünya nüfusu ile birlikte tarım sektörü gelişmekte ve kalkınmış ülkelerde öncelikli sektörlerin başında gelmektedir. Toplumların ve devletlerin kalkınabilmeleri ve ilerleme kaydedebilmesi ekonomik açıdan büyümelerine bağlıdır.

Tarım sektörünün ana görevi ise toplumun temel besin ihtiyacının karşılanması başta olmak üzere,sağlıklı gıdaya ulaşım ve yoksulluğun azaltılmasında ve ekonomik kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesinde öncü rol oynamaktadır.Bunlara ek olarak ülke ekonmisinde en üretken sektör olarak yer alan tarım,genel ekonomide cari açığın kapatılmasında ihracattaki payı oranında söz sahibidir.

Bir başka önemli yönü ise gıda arzı ve güvenliği ve sanayi sektörüne hammadde sağlanması konusu gelişmiş refah ekonomilerinin kalkınmasında önemli bir yere sahiptir.

Ancak sanayi devrimiyle birlikte doğal dengede meydana gelen gelişmeler tarımsal üretimi ve ürün

kalitesindeki bozulmalar, tarım sektörünü de olumsuz etkilemesine rağmen ,tarım sektörü kendi iç denetimini harekete geçirerek bu aşınmayı gidermektedir.

Türk tarımı,Türk ekonomisine üretimden gelen katkısı küçüsenemeyecek düzeylerde ve çeşitlilikte olmuştur.Yakın tarihleri ele aldığımızda Türkiye’de 2000 yılı itibariyle tarımsal üretim değerinin % 70,6’sı bitkisel, % 22,3’ü hayvansal, % 4,3’ü su ürünleri ve % 2,6’sı orman ürünleri üretiminden oluşmaktadır.

Fakat sürecin ,devlet ve hükümetlerin tecihi açısısndan ele alındığında gelişmeler tarımın aleyhine olmuştur. Türkiye’de tarımın Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) içindeki payı 1980’de %26,1 iken, 1990’da %17,5’e,

2000’de %14,1’e ve 2004 yılında ise 11,2’e düşmüştür.

Bunun ana nedeni ise yönetimlerin kalkınmada sanayiyi tercih ederek desteklemeleri ve tarımı ihmal etmeleri yatmaktadır.Aynı dönemlerde sanayi sektörünün GSMH içindeki payı 1980’deki %19,3 düzeyinden 1990’da

%25,5’e yükselmiş, 2000’de %23,3’e gerilemiş ve 2004’de tekrar yükselerek %24,9 olarak gerçekleşmiştir.

Tarımın GSMH içindeki payının nispi olarak azalmasına rağmen, özellikle gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye hâlâ bir tarım ülkesi görünümündedir. Nitekim, 2024 yılı itibariyle tarımın GSMH içindeki payı

Türkiye’de %6 ‘ya kadar gerilemiştir.

2025 yılının 3. Çeyreğinde tarımın % 12,7 küçülmesi tarımın GSMH içindeki payını % 5,5 ‘in altına düşürmüştür.

Her ne kadar TÜİK’in 4. Çeyrek ve sonrasında tarımın % 1- 2,5 arasında büyüdüğünü ilan edeceğini tahmin etmek zor olmasa da – büyüme gerçekleşmiş olsa da –günümüz tarımının düzeyine gelmesi en az 1,5- 3 yıl gibi bir süre alacaktır.Bu dönemde de diğer sektörler tarıma göre göreceli büyürken tarım ihmal edilmiş bir sektör olarak gelirlerini diğer sektörlere aktarmayı sürdürecektir.