Önceki yazılarımızda olduğu gibi tarımın genelde Türk ekonomisine ve diğer sektörlere katkısını ve bu katkının önemini vurgulamayı sürdürüyoruz.

Tarım bir gerçek üretim sektörü, bu sektörün ana unsuru olan çiftçiler de üretici kesimini oluşturmaktadırlar.

Tarımın pek çok sektörlerden en önemli farkı ürettiği gıda ve tarım ürünleri ile gerçek anlamda ürettiğinin sayısal olarak ölçülebilmesidir.

Şu anda ülkenin ilk sırada ve milli ekonomiye en fazla katkı sağlayan sektörü sanayi sektörüdür. Sanayi sektörünün büyüyüp gelişebilmesi için tarım sektörünün pazara arz ettiği ürünlerin satılması gerekir. Kalkınmanın ilk aşamalarında tarım sektörü sınai ürünler için en büyük piyasayı oluşturur. Bu dönemlerde tarımsal büyüme ile endüstriyel büyüme arasında bir tamamlayıcılık inkâr edilemez bir gerçektir.

Tarım sektörü hem piyasalara kendi arz ettiği ürünleri ile milli ekonomiye katkı sağladığı gibi sınai ürünlere de talep oluşturarak her iki sektörün gelişimine katkı sağlar.

Sanayi ve Tarım sektörleri arasındaki ticari ilişkiler dengeleri bir biçimde düzenlenmelidir. Tarım sektörünün ürettiği gıda ve tarımsal ürünler zorunlu tüketim malları olduğundan bu ürünlere yönelik talep hem kırsal, hem de kentsel alanlarda nüfus artışına paralel olarak düzenli ve istikrarlı bir biçimde artacaktır.

Tarım ürününe ve tarımsal girdilere artan talep,her iki sektörün üretim miktarının ve ürün kalitesinin artışını özendirecektir.

“Tarımsal ürünlerin fiyatlarının düşük tutulması, sanayi sektörünün arz potansiyeli açısından bakıldığında olumlu bir politika olarak görülebilir. Çünkü düşük tarımsal fiyatlar sanayi sektörünün ham maddeyi ve gıda mallarını daha ucuza elde edebilmesine dolayısıyla da sanayinin kârlılığının artmasına yol açar. Ancak, talep cephesinden bakıldığında, düşük tarımsal fiyatların sanayi sektörünün aleyhine olduğu söylenebilir. Çünkü düşük tarımsal fiyatlar dolayısıyla tarım sektörünün satın alma gücü düştüğü zaman, sanayi sektörünün ürünlerine yönelik talepte bir azalma meydana gelecektir. Bu durumda sektörler arasında dengeli bir büyümenin sağlanabilmesi iki sektör arasında bir denge ticaret haddine ihtiyaç vardır. Öyle ki, sanayi sektörünün büyümesi tarımsal fiyatların çok yüksek tutulmasıyla arz cephesinden tarımsal fiyatların çok düşük tutulmasıyla da talep cephesinden kısıtlanmamalıdır. O halde her iki sektörün birlikte büyümesini maksimize etmek için bir denge ticaret haddinin belirlenmesi gerekir (Thirlwall, 2003).”

Diğer yandan, tarım kesiminin üretimde kullandığı girdilerin birçoğu sanayi sektöründe üretilmektedir. Bu noktada tarımsal sanayi girdisi ve tarımsal üretim maliyetlerinin doğru hesaplanması ve fiyatlandırılması mecburiyeti ortaya çıkmaktadır ki sektörler arası verimli üretim artışı ve kazan kazan ilkesi doğrultusunda ilişkilerin sağlıklı bir şekilde düzenlenmesinin sonuçları oraya çıkar. Ve nihai olarak da sektörler arası vahşi bir rekabet yerini dayanışmaya bırakır.