Her yıl bir kaç toplantı, 2-3 görüşme, bir kaç istişare... Milyonların hayatını etkileyecek kararlar için uzun çabalar sarfediliyor ama sonuç bildiğiniz gibi... 28 bin 75 lira. Yeni sürünme rakamımız. Yani ne demek istiyorum: kiraların Aydın gibi bir küçük şehirde bile en az 15 bin olmasıyla beraber bu paranın tek ailede çalışan babayla ve onun her gün neyi nasıl yetireceğini düşünmesiyle geçecek ve buna 'üst kesim' karar verecek...
Sadece kağıt üzerinde var sayılan rakamlar aslında bir çocuğun ayakkabısı, markette kasaya geldiğinde yaşanan sessizliktir. "Bugün et almayalım" cümlesinin her ay daha erken kurulmasıdır.
Birileri "şükredin" diyor birileri "yetinmeyi öğrenin" diyor. Ama kimse "neden bu kadar zor?" demiyor.
Çünkü buna karar veren hiç kimse aylık 28.000 liraya yaşamıyor. Asgari ücretle çalışan hiçbir insan asla lüks peşinde değil sadece temel ihtiyaçlarını karşılayıp biraz kendine, çocuklarına, eşlerine düşünmeden bir şeyler alabilmenin derdinde... kimse Ferrari hayali kurmuyor, kredi kartı borç mesajı gelmeden sabah gönül rahatlığıyla uyanmak istiyor.
Sorun sadece maaş değil.
Sorun hayatın bu kadar pahalı olması.
Sorun çalışmanın artık yoksulluktan kurtarmaması.
İki işte birden çalışıp hala geçinemeyenler var. Sabah karanlığında çıkıp akşam yorgun dönen ama birikim yapmayı bırak, nefes almaya bile zorlanan milyonlarca insan var.
Asgari ücret konuşulurken hep ekonomi terimleri havada uçuşuyor. Enflasyon, denge, piyasa…
Ama mutfak konuşulmuyor.
Çocukların istekleri konuşulmuyor.
İnsanların hayalleri hiç konuşulmuyor.
Asgari ücret için "başlangıç” maaşı deniyor. Peki kaç kişi oradan çıkabiliyor? Kaç kişi yıllarca aynı yerde sıkışıp kalıyor? Kaç kişi hayallerini “şimdilik” diye diye ertelemekten vazgeçti?
Kaldı ki başlangıç diye başlanan maaş daha elimize geçmeden dünya borç biniyor üstüne, zam üstüne zam geliyor.
Bir toplumda çalışan insanlar geçinemiyorsa, sorun bireyde değil sistemdedir. İnsanlar tembel değil. İnsanlar nankör değil. İnsanlar sadece insanca yaşamak istiyor.
Asgari ücret konuşulurken rakamları değil, hayatları düşünmek gerekiyor. Çünkü mesele kaç lira olduğu değil; o parayla nasıl bir hayat yaşandığıyla alakalı.
Ve belki de artık şu soruyu sormanın zamanı:
Bir ülkede çalışmak, neden hayatta kalma mücadelesine dönüştü?
Eskilerin bir lafı vardı.
"Parayla saadet olmaz" derlerdi. Bence artık öyle bir dönemdeyiz ki. Parasız saadet olmuyor artık...
Sağlıkla kalın...