Dünya genelinde ağustos ayının ilk yarısında kaydedilen büyük ölçekli yer sarsıntıları, kamuoyunda yeni bir felaket senaryosunu tartışmaya açtı. Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, ODA TV ekranlarında katıldığı yayında gezegen dizilimleri ve meteor yağmurları gibi kozmik olayların büyük yıkımları tetiklediğine dair yayılan korkuları dindirdi. Dünyadaki depremlerin yüzde 3'lük bir bölümünün gerçekleştiği Türkiye için abartılı yorumlardan kaçınılması gerektiğini savunan Ercan, sismik hareketliliğin tamamen doğal seyrinde ilerlediğini vurguladı. Deneyimli yerbilimci, "Depremlerin kudurduğu falan yok. Depremler aynı akış doğrultusunda yıllardır devam ediyor. Dünya depremlerinin etkinliğine bakacak olursak bu yıllarda kudurdu diye bir olay söz konusu değil. Her şey doğal akışında seyrediyor" diyerek mevcut sismik durumu özetledi.

Türkiye'nin En Lezzetli Simidi Belli Oldu: Zirvedeki Şehir Görenleri Şaşırtıyor
Türkiye'nin En Lezzetli Simidi Belli Oldu: Zirvedeki Şehir Görenleri Şaşırtıyor
İçeriği Görüntüle

Süreci başlatan ilk kırılma 10 Ağustos tarihinde Kolombiya'nın Choco bölgesinde 110 kilometre derinlikte, 7,4 büyüklüğünde yaşandı. 15 Ağustos'ta ise Endonezya'nın Flores Adası açıklarında deniz altında 7,7 büyüklüğünde devasa bir sarsıntı kaydedilirken, sadece 66 dakika sonrasında İspanya'nın Granada kenti yakınları 5,0 ile 5,2 büyüklükleri arasında sallandı. Art arda gelen bu haberler, 12 Ağustos'taki tam güneş tutulmasıyla birleşince yerçekiminin kaybolacağı ve gezegenlerin büyük sarsıntıları tetiklediği yönünde asılsız teoriler hızla yayıldı.

TUTULMA ETKİSİNİN BİLİMSEL KANITI YOK

Astrolojik olaylar ile fay hatları arasındaki ilişkiyi değerlendiren Ercan, tutulma güzergahının gerginlik biriktiren kırıklar üzerinden geçmesi halinde etkinin büyüyebileceğinin konuşulduğunu aktardı. İddiaların spekülasyondan ibaret kaldığını netleştiren uzman isim, şunları söyledi:

"Genel olarak Güneş tutulmasından 10-12 gün önce ve 10-12 gün sonrasının deprem etkileşimi konusunda bir etkisi olduğu konuşuluyor. Özellikle tutulmanın geçtiği kuşaklar eğer birikmekte olan, gerginlik birikiminde olan kırıkların üzerinden geçiyorsa bu etkinin büyüdüğü düşünülüyor. Ancak bunun bir bilimsel kanıtı yok. Çünkü, kanıt için çok uzun yüzyıllar alan bir gözlem gerekiyor. Bu da insan ömrünü aşan bir süre."

LEVHALAR FARKLI, TÜRKİYE RİSK ALTINDA DEĞİL

Farklı coğrafyalardaki yıkıcı hareketlerin birbiriyle bağlantılı olduğu inancını da çürüten profesör, Endonezya'daki sarsıntının Pasifik Ateş Çemberi'nde Avustralya ve Sunda levhalarının çarpışmasından, İspanya'dakinin ise Afrika levhasının kuzeye doğru ilerlemesinden kaynaklandığını anımsattı. Uzak Asya ve Avrupa'nın batısındaki bu bağımsız fay hareketlerinin Anadolu'yu tetikleme ihtimaline ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'yi etkilemez. Çünkü levha sınırları aynı değil. Bir de gerginlik yani suyun akışı gibi oradan başlayan bir sel Türkiye'ye basar gibi bir durum yoktur depremlerde. Dolayısıyla etkilemez. Yani Türkiye'de bir korkulacak bir durum şu anda söz konusu değil."

Kamuoyunu paniğe sevk eden açıklamalara tepki gösteren Ercan, Türkiye'nin herhangi bir bölgesi için yapılan deprem uyarısının en az 100-200 yıl geçerliliğini koruduğunu hatırlatarak bilimsel gerçekliğin uzun vadeli doğasına işaret etti.

Kaynak: HABER MERKEZİ