İyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla 2020'yi geride bıraktık. Bugün 2021'in ikinci günü. Her yeni yıl için taze umutlar besleriz, dileklerde bulunuruz kendimiz, sevdiklerimiz ve insanlık için. Her şeyden önce 2021'in hepimize, tüm insanlığa sağlık ve huzur getirmesini diliyorum.

Kanımca, 2020'de olumsuz gelişmeler, olumlulardan çok çok fazlaydı. Ocak ayında yaşanan Elazığ depremi, Mart'ın 11'inden bu yana ülkemizi etkisi altına alan ve halen süren yeni tip koronavirüs salgını, 30 Ekim'de İzmir'de yaşanan deprem, geçen yılın kaydettiği acı ve anımsanmak istenmeyen olaylarından.

2021'den en büyük beklentimiz salgın hastalığın son bulması. Virüs salgını öyle bir illet ki, nice canları, sevdiklerimizi aldı götürdü bizden. Sağlık emekçileri başta olmak üzere çalışmak, toplumsal hayatın içinde yer almak zorunda olan insanlarsa deyim yerindeyse, 'kelle koltukta' görevlerini icra ediyor. Kimin için? Bu toplum için, insanlarımız ve ülkemiz için.

***

Koronavirüs aşısının Türkiye'ye gelmesi umutları yeşertti. Umarım, yeterli sayıda aşı gelir ve risk grubundaki bireyler başta olmak üzere toplumun geniş kesimlerinin aşılanması mümkün olur. Bu konuda bilim insanları, her türlü aşı karşıtlığı düşüncesini bir kenara bırakarak, aşıya ulaşılabildiği takdirde, herkesin aşılanması yönünde görüş belirtiyor. O halde, tüm toplumun yapması gereken bilimin sesine kulak vermek ve aşılanma olanağı bulunduğundan aşı yaptırmaktır.

2020'nin son günlerinde ağırlık kazanan bir diğer tartışma konusu da ekonomi ve hukuk reformu.


Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, demokratik bir toplumun olmazsa olmazı. Eğer bu ilkelerden yoksun bir anlayış söz konusuysa orada kişi hak ve özgürlüklerinden, hukuk güvenliğinden, yasalar önünde eşitlikten söz etmek olanaklı değildir. Bu nedenle eğer bir reform yapılacaksa mutlaka bu ilkeler ekseninde yapılmalıdır ki, anlamlı ve işlevsel olsun. Bu ilkelerin gerektiği gibi uygulanması konusunda gerekli duyarlılık gösterilmezse hiçbir reformun amacına ulaşamayacağı, reform olmaktan uzak bir girişim olacağı da aşikârdır.

***

Ekonomi ve hukuk esasen birbirini tamamlayan iki unsur. Vatandaşın bir numaralı gündem maddesi ekonomi diyebiliriz. Öyle ki, 2 bin 825 TL olarak açıklanan 2021 yılı asgari ücreti, geniş kitleleri memnun etmedi. Gerek iktidar partisinden gerekse de muhalefet partilerinden bazı belediyelerin asgari ücret miktarını 3 bin lira ve üzerinde açıklaması, takdirle karşılandı.

Daha önceki yazımda da belirttim. İçinde bulunduğumuz salgın koşullarında gerek işçinin gerekse de işverenin ekonomik koşulları ve gerçeklikleri göz önüne alınarak bu konuda adım atılması şart. Vergi kesintilerini hiç olmazsa bir miktar kaldırarak, işverenin ve işçinin elini rahatlatmak mümkün olsa gerek.

Bu düşünce ve değerlendirmelerle tüm okurlarımızın yeni yılını kutluyor, sağlık ve esenlikler diliyorum.