Geçen hafta sonu ilkini yaşadığımız 2 gün sokağa çıkma yasağı günlerinde , erkenden kalkıp gün boyu derin bir sessizliğe tanık olduk.

Her yer ıssız , sessiz, sokaklar boş.

Sadece sokak hayvanları , gökyüzünde bir taraftan , diğer tarafa uçuşan kuş sürüleri özgürce Aydın'ın keyfini çıkardılar.

Biz, doğruları , bilimin dediklerini kulağımıza tıkarsak, getirilen kısıtlamalar ve yasaklar ile insan olmaya çalışan bir iki ayaklılar olarak tanınacağız.

Son günlerde camilerden sıkça okunan selalar , vakitsiz vefatlar, herkesin moralini olumsuz etkiliyor.

Eş dost akrabalardan uzak , geçen günler de, korona testi negatif çıksa da, sağlıklı kişilerin hayata pozitif bakışları da negatife dönüyor.

“Her gecenin bir sabahı vardır “ demiş şair.

Bu da geçer , ama teğet mi, geçer, deler de mi geçer, göreceğiz.

İyisi mi siz hayata yine de olumlu bakın.

Kendiniz yetmiyorsa size, birinden yardım alın.

Yaşam koçluğu son günlerde trendi yakalayan bir etkinlik ve yöntem.

Yaşam koçluğu, en basit anlatımla hayallerinizi planlara, planlarınızı da gerçeğe dönüştürmektir.

Yani , kısaca yapmak istediklerinizi gerçekleştirmenin yolu ve formülüdür.

İnsanlar neler düşündüklerini , karşısındakine anlatmakta zorlandığı anlar olabilir.

Sizin mesajlarınızı karşınızdaki, sizin ne demek istediğiniz gibi anlayamayabilir..!

Hatta hiç anlayamadığı zamanlar olduğu gibi tersini de anladıkları zaman , hayal kırıklığına uğramak olağan bir durumdur.

Onun için” karşınızdakine ne demek istediğiniz ancak onun anlayabildiği kadardır “der atasözü.

Bizim zamanınmızda sadece “Dale Carneige” adında ilk yaşam koçunun kitapları bilinirdi.

Mutlu olmanın yolları , nasıl ikna edersiniz gibi basit kitaplarla insanların etkileme sanatları ve teknikleri öğretilirdi.

Yaşam koçluğu tamamen zihne yönelik bir çalışmadır.

Özel uygulanırsa , Kişinin içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulması ve dilediği çözümlere ulaşması yönünde yapılan çalışmalar bütünüdür.

Şimdiki insanların çoğunun amacı günlük dünyevi ihtiyaçlarını gidermek.

Eşiyle, sevdikleriyle anne babalarıyla olan sorunları gidermek. Parasal sıkıntılarını çözmek. Bu insanların yaşam koçluğuna ihtiyaçları var.

Yaşam koçları kendilerini tarif ederken benzettikleri şey deniz fenerleri gibidirler, tek yaptıkları ışık tutmaktır. Böylece gemilerin kayalara çarpmasını engellerler.

İnsanlar” benim aklım yok mu ,? kendim halledirim “ diye düşünebilirler,

sonra içinde oldukları o kısır döngünün içinden çıkamadıklarında yaşama küserek pes edebiliyorlar .

Kendilerini analiz ettiklerinde ,” hayat böyle, şartlar böyle” ya da filanca yüzünden ben bu durumdayım diyerek başarısızlığa kılıf bulma arayışı içine giriyorlar kısaca.!

Çünkü problemin nasıl çözüleceğini ve işin nasıl yapacağını bilmiyor ve yapamayınca da kimsenin yapamayacağını düşünüyorlar.

Kişinin aklı ve mantığı ne yapacağını bilse bile onu harekete geçmesini engelleyen düşünce kalıplarını ortadan kaldırmadan bunları gerçekleştiremez.

Bilinçaltıyla ilgili eğitim aldığımızda neredeyse hiç bir şeyin farkında olmadığımızı anlıyoruz.

Yaşam koçu sayesinde yükselmezsiniz, onunla birlikte yol alırsınız.

Cevaplar, davranışlar ve sonuçlar yine sizden gelir.

Yaşam koçu ise bu cevaplara ulaşmanızı sağlayacak doğru soruları sorar.

Doğru sorular, doğru cevaplara ulaşmanızı sağlar.

Yaşam koçları, size kendi dünya modellerine göre akıl fikir vermez, bunu psikologlar yapar. Yaşam koçları, içinizdeki cevaplara ulaşmanız için size ışık tutar ve motive ederek yol almanızı sağlar.

Eğer ciddiye alınarak , kendinize rehber edinirseniz, Yaşam koçluğu alan kişilerin hayatlarına bir sihirli değnek dokunmuş gibi hızlı bir değişim olduğunu görüyoruz. Tüm dünyada hızla büyüyen bu meslek, insan denen varlığı anlamada ve onun içinde bulunduğu kısır döngüden çıkıp dilediği hayatı yaşamasına imkan veriyor.

Peki günümüzde bunu uygulayanlar kimler..?

Büyük şirketler, firmalar, insan kaynaklarına önem veren kuruluşlar , zaman zaman personellerine motive ve işyerinde daha iyi verim için bu kurslara çalışanlarına ciddi devam zorunluluğu getirerek , parasal cezalarla da takibini sağlıyorlar.

HAYAT BAŞLIBAŞINA BİR OKULDIR ASLINDA.

Hem yaşayıp , hem de öğrendiğimiz bir süreçtir , hayat.

Doğmak bizim elimizde değil ama yaşamak ve hayatta kalmak kaderimiz.

Onun içindir ki, hayatta başarılarımız olacağı gibi hatalarımızda kaçınılmaz.

Hayatta her şeyi hata yapacak kadar uzun yaşamayabiliriz.

Her hatayı kendimiz öğrenmektense , başkalarının da hatalarından ders alıp, yaşamı kolaylaştırmak , başarıya daha kolay erişmek mümkün.

İşte demini almış hayatın içinden sözler,

-Cahil olan tohumdur, filiz çırak , dal kalfa , usta ise ağaçtır.

-Emeksiz yemek olmaz,

-İnsanın yazılımı ile hayatın yazılımı terstir.

-Ne dediğin değil , nasıl söylediğin önemlidir.

-İnsan beyni çok hızlı bir tarayıcıdır.İlk izlenim çok önemlidir.Sonra karşılaşmalarda beyin çok hızlı bu tarayıcıyı kullanarak sizi tekrar hatırlar.

-Amigdala denilen beynin bir bölümü bir olay ve durum karşısında hemen bir “ dosya “ açar.

Aynı karşılaştığı olaylara aynı işlemle cevap verir..! İnsan beyninde Amigdala bölgesinde en sert ve silinmeyen kayıt yeri “utançtır “diğerleri öfke ve değersizliktir.

-İnsan en çok acı çektiği ve en çok haz duyduğu şeyleri unutmaz.

-olaylar çarpı tepki eşittir sonuçtur.

-İnsan beyninde kullanılan her yol ve kanal genişler ve alışkanlıklar buna göre belirlenir. Kullanılmayan her veri yolu da zayıflar ve daralır.

-her şey beyinde başlar.

-Kişilik , Huy ve karakterin birleşiminden ibarettir.

-İnsan beyni yaptığı yapamadığı ve yapmadığı her şeye mazeret uydurma uzmanıdır.

-İnsanların şikayet ettiği şeylerle , şükrettiği şeyler aynıdır. Sadece nerden baktığı ile değişiktir.

-İnsanın beş temel isteğivardır, Bilmek , yapmak , paylaşmak, sahip olmak, birey OLMAK.

-Evliliğin sürmesini tek anlamı ,nedeni birlikte öğrenmektir.

-İnsan beyni üçlemelerden hoşlanır,beyin üçüncü tekrarda algıyı tamamlar.(Geldim , gördüm , yendim gibi )

-Tekerin büyük olursa , engelleri kolay aşarsın.

-Çocuğa yapma düşersin , koşma terlersin dediğinde çocuk yapmaz, Büyüyünce yap dersen yapamaz..!

-Bir nedenin gücünü arttıran şey uğruna verilen emektir.

-İnsan beyni siz neye razıysanız ona razı olur, yapamam olmuyor deseniz olmaz. Engelleri engel olarak değil de, birer, merdiven basamağı gibi görürseniz , kolayca aşılır.

İnsanlar hazza göre programlanmıştır, kararlarımızı önce acılardan kaçınarak en kolay olan hazza göre belirleriz.

-İnsan beyni sen ona neyi inandırsan , sana onu yaşatır . Neye inanırsanız onu yaşarsınız. Yapamam dersen yapamazsın , yapacağım dersen , sonunda yaparsın. Başarılarımız kazandıklarımızdan değil , kazanamadıklarımızla gelişir.

-İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır. Öğrenmeyi, beyni çalıştırmayı bırakırsan, bedenini ve organizmanı kendin bitirirsin.

-Uygulayıcısı olmadığın hiçbir şeyin anlatıcısı olma.

-İstediğiniz kadar en büyük ve mükemmel bir firma olun , en büyük vitrin şirketin giriş kapısındaki danışma memuru ve güvenlikçinin gülümsemesindedir.

- Bir gün 24 değil , 25 saattir.

25.saat senin olmadığın yerde , başkalarının seninle ilgili neler söylendiği saattir.

Bizim yokluğumuzda iki yakın arkadaşının, birine bizim hakkımızda anlattıkları en etkili inandırıcıdır.

Hayatınız hep zeytin ağacı olsun.

Asırlardır meyvesi ve yağını insanlığa sunan , ama karşılığında bir şey beklemeyen , meyvesi, yağı ve ağacı her şeyiyle insanlığa faydalı.


SÖZÜN ÖZÜ:

BAZI İNSANLAR SEVMEDİKLERİYLE YAŞAR ,

UNUTAMADIKLARIYLA ÖLÜR.


MEHMET ÖZÇAKIR

[email protected]

PK:110 EFELER AYDIN

GSM : 0.542.7608691