Teravihler başladı, Ramazan’ın o sakin, huzurlu günleri geldi.

Bugün Ramazan’ın 2. Günü. Nedense Ramazan aylarında insanın iç dünyasında ayrı bir sükûnet başlıyor. Ramazan ayında midemizden çok hazırlamamız gereken şey aslında kalbimiz. Oruç yalnızca aç kalma ve buna dayanma demek değildir. Kalbimizi, ruhumuzu, düşüncelerimizi de Allah yoluna çevirebilme dünyevi işlerden ve sıkıntılarından uzak kalabilme çabasıdır bana kalırsa.

Oruç ibadetinin farz kılınması, İslam’ın en temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim ve hadislerde açık ve net şekilde gösterilir. Oruç, geleneksel veya kültürel bir alışkanlık değil, doğrudan ilahi bir emirle sabit olan bir ibadettir.

Kur’an-ı Kerim’de orucun farz oluşu Bakara Suresi 183. Ayette şöyle belirtilir;

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, oruç size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız (takvaya erersiniz).”

Bu ayet orucun sadece Müslümanlara özgü bir adet olmadığı, geçmiş ümmetlere de emredildiğini ifade eder. Aynı zamanda orucun temel hikmetini de ortaya koyar. Takvaya ulaşmak yani insanın kendini kötülüklerden koruması ve Allah’a yakınlaşmasını anlatır.

184 ve 185. Ayetlerde ise orucun zamanından bahsedilir. Ramazan ayı ve tutulma şekli şöyle belirtiliyor; “Ramazan ayı, insanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve hakkı batıldan ayıran apaçık delilleri içeren Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin…” (Bakara, 185).

Bu ayet ise orucun hangi ayda tutulacağı ve kimlere farz olunduğunu söyler. Sağlıklı ve yolculuk hâlinde olmayan her Müslümanın Ramazan ayında oruç tutması farz kılınmıştır.

Orucun farz oluşu sadece Kur’an ile değil, Peygamber Efendimiz’in (sav) hadisleriyle de pekiştirilmiştir. İslam’ın beş temel esasından biri olan oruç, bilinen bir hadiste şu şekilde zikredilir:

“İslam beş temel üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak.” (Buhari, İman 1; Müslim, İman 19)

Bu hadis, orucun İslam’ın ana direklerinden biri olduğunu açıkça ortaya koyar. Yani oruç, bireysel tercihten öte, imanın temel unsurlarından biridir.

Bununla beraber Peygamber Efendimiz, orucun manevi değerinin de birçok hadisinde vurgulamıştır.

“Ademoğlunun her ameli kendisi içindir. Oruç ise benim içindir, onun mükâfatını ben vereceğim.” (Buhari, Savm 9; Müslim, Sıyam 164)

Kısaca toparlarsak aslında oruç ibadeti, Kur’an ayetleriyle farz kılınan, Peygamber Efendimiz’in uygulamalarıyla şekillenen ve İslam’ın temel ibadetlerinden biri olarak müminlere emredilmiştir.

Oruç tutarken yapılan ibadetler insanı kendine getirme yönelimidir. Azla yetinmeyi, çok şımarmamayı öğretir. Belki de bu yüzden Ramazan aylarından insanların kalbi biraz daha yumuşar.Oruç sadece mideyi değil aynı zamanda kalbi de terbiye eder.

Çünkü gerçek tokluk insanın iç huzurunda saklıdır.

Hayırlı Ramazanlar…