Duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek, karşımızdakilerle iletişim kurmak, sorulanları yanıtlamak için elbette konuşmak gerekir. Bu ister ana dilde olsun, ister yabancı dilde, hiç fark etmez. 1 yaşındaki bebeklerin doğru ya da yanlış “tek kelimelik” konuşmalarına, jest ve mimiklerini de katarak dertlerini anlatabilmelerini örnek almalısınız yabancı dilde konuşmaya başlamak için.

Yabancı dil bilginiz varsa, “Gramer bilgim yok!” “Konuşmaktan korkuyorum.” “Zaten kelime dağarcığım da az.” şeklinde düşünüyorsanız, okulda veya kursta öğrendiğiniz yabancı dili konuşamamanızın birçok nedeni vardır. Dil bilgisi bir anahtar gibidir.

Gramer- dil bilgisi - bilmemek, yabancı dili konuşmamak için bir sebep değildir. Öyle olsaydı okul öncesi çağa gelene kadar hiç kimse - gramer bilmediği için - ana dilini de konuşamazdı. Değil mi?

Gazino ve barlarda çalışan – kursa bile gidememiş garsonların – İngilizce veya başka bir yabancı dili konuşmalarına tanık olmuşsunuzdur. İşlerini görecek kadar – kendi düzeylerinde – beden dilini de kullanarak konuşmaya çalışırlar. Anlaşmak bir zorunluluktur onlar için. Para kazanmak için – hatalarını önemsemeden - konuşarak anlaşmaya gayret ederler. Hedefleri para kazanmak için yabancı dil konuşmaktır.

En önemlisi azimle, kararlı bir şekilde başarabileceğinize inanmaktır.

Yabancı dili konuşurken kendinize güveniniz yoksa, “anlaşılmazsam” diye çekinirseniz, az pratik yapıyorsanız, elbette konuşamazsınız.

Çözüm: Karşılaştığınız Türkçe bilmeyen yabancılarla “kaşını-gözünü yara yara”yabancı dilinizi konuşmaya başlamaktır. Öğrenciyseniz sınıfta söz alın. Yanlış yapmaktan korktuğunuz için pratik yapmaya çekiniyorsanız, bir süre karşınızda birisi varmış gibi düşünerek, kendi kendinize evde konuşmayı tekrar tekrar deneyiniz. Kendinize güven gelir.

Yabancı dilinizi , o dilin konuşulduğu ülkede pratik yaparak ilerletmeniz en iyi yoldur. Bu olanağız yoksa, o zaman öğrendiğiniz dilde görsel ve işitsel dökümanlar kullanabilirsiniz. Seviyenize uygun metinler – hikaye kitapları, gazete, dergi, vb.yayınlar okuyunuz. Günümüzde internetteteki dil üzerine çıkan e yayınlardan da faydalanabilirsiniz.

Kulak eğitimi için, ilk anlarda – anlamasanız bile- kulağınızın yabancı dildeki seslere alışması için, yabancı radyoları dinleyip, internetten ve televizyonlardaki yabancı dil filmlerini izleyiniz. Duyarak da kelime dağarcığınız zamanla artacaktır. Konuşmak için, o dilde düşünerek cümlelerinizi kurmaya çalışmalısınız. Gözleri görmeyen ve İngilizceyi çok iyi konuşan bir arkadaşımın İngilizceyi “BBC World” radyosunun yayınlarından öğrendiğine tanık oldum.

Bu arada ana dilimizi de iletişim kurarak güçlendirmemiz, yabancı dili daha kolayca öğrenmemizi sağlar. “Ne konuşacağız?” demeyin. Kişilerle konuşmak için de onların ilgi alanlarını tesbit edip “ortak konular” bulunuz. Ve bu konular üzerinde – karşınızdakini sıkmadan – “genel kültür bilgilerinizle” iletişim kurmaya gayret ediniz. İletişim kurmada, soru sorması çok iyi bilirseniz, size sorulan soruları da kolayca yanıtlayabilirsiniz.

Çoğu zaman yabancı dil öğretmenleri - farkında olmadan – öğrencilerinden öğrettiklerini hemen almak isterler. Oysa dil öğrenme zaman alır. Sabır gerekir. Sınıfta başlangıçta öğrencilerin – sözünü kesmeden – akıcı konuşmaları sağlanır. Zamanı gelince de dil bilgisi kuralları verilmeye başlanır.

Öğretmen sınıfta öğretirken, kendisi öğrencilerinin yerine koymalı, kendisinin de o anda bilmediği bir yabancı dili ilk defa öğreniyormuş gibi, öğrencilerine karşı sabırla davranması gerektiğini bilmelidir. Yani öğrencilerini konuyu öğrenmeye zorlamamalıdır. Asla korkutmamalıdır.

Öğretmen derslerinde teknolojiyi de kullanarak dersini ilginç ve yararlı hale getirmesini ve öğrenilenleri günlük yaşama uygulamasını bilmelidir. Öğrencilerine yabancı dili öğrenmeleri için “hedefler “ belirlemelidir. Konuşmalarında onlara cesaret vermelidir.

İngilizce öğretmenliğimde, öğrencilerime okul dışında, yabancı dili kullanmaları konusunda, “yabancı dilde yazışmaları için mektup arkadaşları” bulmuş ve severek yazışmalarını sağlamıştım. Bunun yerine günümüzde internet ortamında mektuplaşma – yazışarak iletişim kurma- yapılabilmektedir. Dil öğretiminde 4 beceri (dinleme, anlama, konuşma, yazma) sırasıyla uygun metod, yöntem ve tekniklerle – yineliyorum- sevdirerek öğretilmelidir.

Karşılaştığınız turistlerle konuşarak, yabancı dilinizi geliştirmeniz mümkündür. Değişik uluslardan yabancılarla karşılaşmak ve konuşmak, söylenenleri kolayca anlamak için gereken kulak eğitimimizi de sağlar. Bu tür konuşmalarla “ kendinize güveniniz.”artar.

“Bir yabancı dili öğrenmenin en iyi yolu, ana dilin konuşulmadığı bir yerde, yalnızca o dili bilen kişilerle bir arada olmak ve iletişim kurmaktır.”

Kuşadası ve Didim gibi turistik yerlerdeki lokantalarda çalışan garsonların –işleri gereği para kazanmak için-yabancı dili – gramer hataları da olsa - konuşmak, turistlerle anlaşmak zorunda olduklarına tanık olmuşsunuzdur.

Onların yabancı dili kolayca öğrenmelerinin sırrı, günlük konuşmaları – bolca pratik yaparak – tekrarlamalarıdır.

Okullarımızda ise, sınıfta “hata yaparsam”,” ya öğretmen kızarsa”, “arkadaşlarım gülerse” korkusu olduğundan, öğrenilen yabancı dilde pratik yapma çok zordur. Hata yapmanın doğal olduğunu önceden kabullenmek gerekir. “Ben bunu yaparım” sloganınız olmalıdır.

“Hata yapa yapa doğrusunun öğrenileceğini bilmelisiniz.”

Sloganınız “Yapamam demeyin, yapan sizden üstün değildir.” olmalıdır.

Özellikle sevgili öğrencilere bu sıkıcı pandemi günlerinde, ders haricinde arkadaşları ile sosyal medyada pratik yapmak için yazarak veya konuşarak yabancı dillerini geliştirmelerini önerir, sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

Sevgiyle kalın.

Saygılarımla.

Ali İhsan ÖZÇAKIR

MEB.Emekli Bakanlık Başmüfettişi