Avrupalı Türkleri sevmez, çünkü dedelerimiz kıtada 600 seneden fazla hüküm sürmüş. Fethedilemez denilen ülkeler, şehirler ve kaleler fethedilmiş ve yüzyıllar boyu Avrupa'da Türk'ün izleri kalmıştır. Halen Avrupa'da Osmanlı zamanından kalma nesiller yerleşik olarak yaşamaktadır. Hazımsız Avrupalılar bunu bile çekememektedir. Öyle ki 1990 – 1995 yılları arasında yaşanan savaşta binlerce Boşnak Türk'ü soykırıma uğramasına rağmen Avrupa'nın gözü kör kulakları sağır kaldı.
Açıkçası ''Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur'' sözü tastamam doğru bir sözdür. 59 yıldır AB (Avrupa Birliği) müzakereleri, defalarca güya Türkiye'nin uyum yasalarına karşı işlediği ihlaller. Yani adamlar bizi istemiyor. Ama bizsiz de yapamıyorlar, stratejik bir konumda olan ülkemiz aslında onlar için doğal bir tampon bölge ve doğal sınır. Bizden çekindikleri kadar İran, Suriye ve Irak gibi ülkelerle aralarında mesafe koyan bir konumda olmamız işlerine yarıyor.
Türkiye'den hem çekiniyorlar hem de mesafe koymak için bin bir bahane üretiyorlar. Avrupalı sanayicilerin en büyük Pazar payı Türkiye, teknolojiden, tarımdan, bilimden her türlü ürettiklerini Türkiye'ye satarak ekonomilerini ayakta tutuyorlar. Öyle ki Avrupalılardan önce bizler kullanıyoruz onların ürettiklerini. Türkiye'yi dünya kamuoyu önünde rencide edecek her bir oluşumun destekçiliğini yapıyorlar ve olayların fitilini ateşleyenler de onlar. İllegal örgütlerin ve şer odaklarının merkezlerini kıtalarında, başkentlerinde besliyorlar. Örneğin PKK, DHKPC, FETÖ gibi örgütleri legal ve illegal olarak destekliyorlar. Ülkesine ihanet eden tüm hainler Avrupa'nın büyük başkentlerinde rahat bir yaşam sürüyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin geri iade taleplerini kendi istek ve arzuları doğrultusunda reddediyorlar. Terör örgütlerine manevi desteğin yanı sıra lojistik olarak ta destek veriyorlar, ellerinde binlerce Türk şehitlerin kanları var. Ekonomik gücün verdiği şımarıklık ve ukalalıklarla Türkiye'ye alay eder sözler sarf edebiliyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti ve Türk halkı çok güçlüdür, tarihi iyi bilirler o Avrupalılar ama yine de yapacaklarından geri durmazlar. Son aylarda yeni yetme bir lider var Fransa'yı yöneten Emanuel Macron. Sözüm ona Türkiye'yi tehdit eden ifadeler kullanmaktan çekinmiyor. Siyasi ve edebi dili son derece basit ve iğrenti edici. Sen Türkiye ile uğraşacağına '' Sarı Yelekliler'' eylemleriyle uğraş kendi halkın bile sana güvenmiyor. 2018 yılından beri Sarı Yelekliler denilen protestocular seni ve yönetimini kınayan eylemler yapıyor, her yeri ataşe veriyor, yağmalıyorlar. Zaman zaman diğer Avrupa ülkelerinde de eylemler meydana geliyor, sokaklar, meydanlar kısacası her yer yangın yerine dönüşüyor. İşte o Avrupalı siyasi liderler Türkiye'ye saldırarak kendi ülkelerindeki olayları bastırabileceklerini sanıyor. Ama yanılıyorlar Türk halkı onların vatandaşları gibi değil sağduyusu yüksek ve güçlü. Yalan ve iftiralarla ülkemizi hedef alan Avrupalılar Türklerin tavırları karşısında ağızları adeta açık kalarak bizi izliyorlar.
Türk cumhuriyetlerinin gözü kulağı Türkiye'de bizim dimdik ayakta durduğumuzu görmek ve bilmek onları da cesaretli kılıyor her zaman. Şimdilerde can Azerbaycan Ermeni işgalinden kurtararak geri aldığı yerlerde yeniden yapılanmaya gidiyor. Türkiye ve Azerbaycan'ın ortaklaşa inşa edecekleri Karabağ dünyanın ağzının sularının akmasına neden oluyor. İki kardeş ülkenin bölgede daha da büyümesi başta Avrupa olmak üzere tüm Türk düşmanlarının gözünü korkutuyor. Öyle ya da böyle, isteseler de istemeseler de Türkiye – Azerbaycan ikilisi yakın gelecekte çok büyük işler başaracak. Avrupa'ya gelince kendi ateşinizde kavrulun demeli…