AK Partinin başlattığı istihdam seferberliği de işsizliğe çözüm olmadı. Türkiye’de artık kronikleşen işsizlik sorunu oldu. Resmi işsiz sayısı 3 milyon 287 bin olduğunun dile getirdiği raporda, iş bulma umudu olmayanlar, iş aramasa bile iş bulduğunda çalışmaya hazır olduğunu beyan edenler ve mevsimlik çalışanları da eklediğimizde işsiz sayısının 5 milyon 564 kişiye dayandığını gösteriyor. Böylelikle gerçek işsizlik oranının yüzde 16 olduğu ortaya çıkıyor.Türkiye İstatistik Kurumunun hazırladığı verilerde işsiz sayısının 2 milyon 200 bin olarak gösterilen raporda, TUİK’in 2017 işgücü istatistikleri mevsimlikten arındırılmış işsizliğin yüzde 10.3 olduğunu gösterdi. Bu işsizlikte bir daralma olduğunu göstermekle beraber SGK verileri ile birlikte okunduğunda bir AK Parti klasikliği ile daha karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Rakamın kamufleyle bu şekilde olduğu anlaşılıyor” denildi.600 bin kişinin iş bulmaktan umudu olmadığına vurgu yapılan raporda, “2 aydır istihdam edilen kişi sayısında azalma devam ediyor. İstihdam teşviklerine rağmen istihdam edilen sayısındaki 184 binlik azalma yine soru işaretlerini artırıyor. Bir buçuk milyon yedek iş gücü ordusunun 1 milyonunu kadınlar oluşturuyor. 1 milyon 92 bin kişi de geleceği olmayan günlük işlerde çalışıyor. AK Parti de eğitim gördüğü ve edindiği becerilerin gerektirdiği işler yerine ne iş olsa yapabilecek 722 bin kişilik yetersiz istihdam ordusu yarattı. Son bir ay içinde mevcut işini değiştirmek üzere veya bir iş bulduğu taktirde çalışmaya başlayabilecek kişi sayısı 730 bine ulaştı. Her 10 çalışandan 4’ünün güvencesiz koşullarda çalıştığının belirtildiği raporda, “İLO” tanımına uygun olarak yapılan hesaplaşmayla kendi hesabına çalışanlar ve ücretsiz aile işçilerini kayıt dışı çalışanlarla birlikte değerlendirildiğinde 11 milyon 737 bin kişi güvenceli koşullarda, geleceğini öngörerek çalışma hakkından mahrum, 5 milyonu kadın olmak üzere 9 milyon 718 bin kişi kayıt dışı çalışıyor. Her 10 kişiden 3’ü kayıtsız çalıştırılıyor. 4 milyon 900 bin genç evde oturmaya mahkum” değerlendirmesi yapılıyor. Sahte istihdamın faturasının 6 milyar lirayı bulduğunun bildirildiği raporda, şu görüşlere yer verildi. “Son 12 ayda gerçekleşen 1 milyon 400 bin istihdam atışının 1 milyonunun eğitime alınmış gösterilen kesimden kaynaklanıyor. Çırak, stajyer ve kursiyer sayısı 2014’de 507 bin iken, 2017 yılının Ekim ayında 1 milyon 518 bine ulaştı. Eğer 1. Buçuk milyonu aşan stajyer, çırak ve kursiyer sayısı 3 milyon 300 bin değil, 4 milyon 800 bin, işsizlik oranı ise yüzde 10.3 değil, yüzde 15 görünecekti.
TÜRKİYE’DE GELİR EŞİTSİZLİĞİ
Dünya Ekonomik Forumunun yayınladığı kapsayıcı büyüme endeksi raporunda, Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında iyi not alırken, raporda “güçlü büyümeye rağmen gelir ve servet eşitsizliğinin hala yüksek olduğu” vurgulandı. Gelişmekte olan ülkeler kapsayıcı büyüme endeksinde 77 ülke arasında 16. Sırada yer alan Türkiye için raporda şu değerlendirmelere yer verildi. Ekonomisi kişi başına gelir bakımından güçlü büyümeye devam ediyor. Uluslararası para fonu ülkenin büyüme rakamlarını dün açıkladığı küresel ekonomik görünüm raporunda 2017 için yüzde 2,5’tan yüzde 5.1’e ve 2018 için yüzde 3.3’ten 3.5’e yükseltti, mutlak yoksulluk oranı düşük ve tüm bu gelişmeler Türkiye’yi ilk beşte birlik gelişmekte olan ekonomik grubuna sokuyor. Fakat daha geniş bir açıdan bakıldığında sorunlar görünmeye başlıyor. İstihdam yüzde 45’e düştü. Bu da Türkiye’ye en kötü 5’te birlik gruba sokuyor.
TELEKOM BANKALARA MI GEÇİYOR
Yok pahasına satılan Telekom’un yüzde 55’ine sahip Otaş’a kredi veren ve geri alamayan en büyük 3 bankanın Ulaştırma Bakanlığı ile anlaştığı ve sürecin hukukileştirilmesine karar verildiği öğrenildi. Bankaların nihai amacının Otaş’ın iflasını isteyerek, ya da anlaşarak sahibi olmak, bu yolla alacaklarını tahsil etmek olduğu görülüyor.Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan habere göre, Türk Telekom’un yüzde 55’ine sahip Otaş’a kredi verip, yaklaşık 2 yıldır taksitlerini tahsil edemeyen bankalar, alacakları karşılığı Türk Telekom’a ortak olmaya karar verdiler. Bir başka deyişle Türk Telekom’da ağırlıklı hisseye sahip olmak için harekete geçtiler. Hükümet ile alacaklı bankalar anlaştığı ve yüzde 55 paya sahip Otaş’a karşı hukuki sürecin başlatılmasına karar verildiği öğrenildi.