Hz. Muhammet ömrünün 52 yılını Mekke’de geçirir. İnsan hayatının her şeyi: çocukluğu, gençliği, olgunluk çağı… Hz. Peygamber’i Mekke halkı tanımaktadır. Onun dürüstlüğünü, iyiliğini kentteki hemen herkes bilmektedir. Hz. Peygamber’i en fazla sahip çıkması gereken Mekke halkıdır. Ancak Hz. Muhammed peygamberliğini ilan ettiğinde müthiş tepki alır. Mekke zulüm diyarı olur. Kendi öz yurdunda bulamadığını Hz. Peygamber Medine’de bulur. Ona Medine halkı sahip çıkar. Hz. Muhammed 622’de Mekke’den Medine’ye göç eder. Medine hayatı o denli iyi gelir ki İslam dünya dini olmaya başlar. En sonda İslam güçleri Mekke’yi fetheder. Ama Hz. Peygamber, Mekke’ye dönmez. O, vefa abidesidir. Zor zamanlarda kendine gönülden inanmışları mahzun bırakmak peygamber vicdanına göre değildir. Hz. Peygamber, vefayla Medine halkına en büyük hediyesini henüz sunmamıştır. Kâbe-i Muazzam Mekke’dedir. Bu nedenle bu şehir kutsal bir beldedir. Milyonlarca Müslüman, Mekke’ye hac ve umre ibadetleri için gelmektedir. Peki, Medine bunun neresindedir? Hz. Peygamber, Medine’de vefat eder. Burada defnolur. Peygamberin latif vücudunu kucaklayan bu toprakla bu nedenle kutsaldır. Medine’yi yedinci yüzyıldan beri sırf bu nedenle her yıl milyonlarca Müslüman ziyaret etmektedir. Bundan daha büyük hediye olur mu? Allah’ın elçisinden gelen bu hediye ne güzeldir. Vefayı, sadece İstanbul’da bir semt olarak bilenlere duyurulur: Vefa Müslüman’ın şiarı, insan olmanın alametidir. Benim vefa borçlu olduğum çok insan var, kendilerine iyi adam olma çabasının dışında büyük hediyeler sunamadığım….