Küresel ısınmayı görmezden gelen süper güçlerin aç gözlülüğü sürdüğü müddetçe evet çıkar…
Son 20 yıldan bu yana gözle görülür şekilde eriyen buz dağları, mevsimlerde yaşanan değişiklikler, gelişmiş ülkelerin daha çok para kazanma hırsları nedeniyle doğayı umursamadan tahrip etmeye devam etmeleri nedeniyle yaşanan kuraklıklar su kıtlığına doğru hızlı bir yola çıktığımızın göstergesidir.
Dünyanın her yerinde yaşanan aşırılıkları izliyoruz, çöllere kar yağıyor, yaz ortasında devasa fırtınalarla beraber şiddetli yağmurlar yağıyor, devasa hortumlar karada ve denizlerde görülüyor, öyle büyük dolu yağıyor ki çatıları deliyor, araçlara zarar veriyor. Şaşkınlıkla izliyoruz bu olayları maalesef.
Öyle ki eskiden normal yağış alan çoğu yerde şimdilerde kuraklıklar yaşanıyor. Dünya tatlı su rezervleri günden güne azalıyor. Barajlarda biriktirilen milyarlarca metreküp sular aşırı sıcak geçen yaz aylarında buharlaşıp gidiyor.
Önümüzdeki yakın yıllarda içme ve kullanma sularındaki azalış yaşanması olası su savaşlarının habercisi. Ülkemiz de bu sıkıntıları yaşıyor, yüzlerce barajımız var, büyük akarsuların üzerine kurulmuşlar. Ülkemizden doğarak Irak, İran, Suriye gibi ülkelere akan nehirlerimiz var. Bu isimlerini saydığım ülkeler zaten kendi içlerinde yaşadıkları savaşlarla kargaşalar içindeler hala… Ancak bu ülkelere demokrasi getiren malum ülkeler yarın bir gün bu ülkeleri kullanarak bizim ülkemize karşı su savaşı bile açmaları olasıdır. Yıllardır petrol ve mücevherlerini adeta talan ederek sömürdükleri bu ülkelerin artık kaybedecek bir şeyleri yok. Onların üzerinden bize saldırmaları hayal değil apaçık realite bana kalırsa.
Öte yandan Avrupa, Asya ve Amerika kıtalarında da su nedeniyle savaşların yaşanması da yüksek ihtimal. İnsan nüfusu 8 milyarın üzerine çıkmış bir dünya da su ve yiyecek kıtlığı giderek artıyor. Ülkeler temiz su kaynaklarını bilinçsizce kullanarak kendi elleriyle tüketiyor. Birde damacana ve şişeleme yoluyla yeraltı su kaynakları da neredeyse adeta vakumlanarak hoyratça tükenme noktasına getirildi. Yani yerin üstündeki ve altındaki temiz suyun değerini bilemedik. Bazı ülkeler deniz suyunu arıtarak kullanılabilir duruma getirmenin yollarını buldu ama bu yol hem çok pahalı hem de her ülkenin kurabilme imkanı yok. Çünkü maliyeti çok yüksek bir metod.
Tüm bu emareler ütopya değil, bir an evvel ülkeler bazında gerekli önlemler alınmalı. Atmosfere salınan sera gazları sebebiyle her geçen gün karanlığa doğru hızlı adımlarla ilerliyor dünyamız. Aklımızı başımıza almazsak su savaşları da çıkar, atom savaşları da…