TBMM Meclisi yaklaşık bir haftadır. Yeni Anayasa taslağında ki maddeleri müzakere ediyor. Ancak mecliste üyesi bulunan siyasi partiler yeni Anayasa maddeleri müzakereleri sırasında nedense birbirlerine saldırıyor. Çıkan kavgalar yüzünden çok zaman oturumlara ara veriliyor. Nedense Milletvekillerinin sinirleri gergin, mecliste sürekli olaylar çıkarıyorlar.

Meclis, öyle veya böyle Anayasanın teklif maddelerini tek tek müzakere ederek görevini tamamlayacak. Önemli olan referandum sonuçları inşallah Türkiye de bu badireyi de atlatır. Belki de iktidarı denetleyecek bir meclis seçerek denge kurabilir. Aynı anda seçim denetim yolunu ortadan kaldırır. Çünkü Başkanlık sistemine geçtiğimiz de ileride neler yaşayacağımıza bugünden tahmin edelim.

Çünkü tasarı yürürlüğü girdiğin de Türkiye de farklı bir yönetim biçimi ortaya çıkacak. Cumhurbaşkanını seçerken onun millet vekillerini de seçeceksin. Demokratik Başkanlık Sistemin de Başkan seçimi ile Meclis seçimleri aynı tarihlerde yapılır. ( Yeni Anayasa Maddesi 11)(Teklif Madde 9) Teklife göre, Cumhurbaşkanı kişi hak ve ödevleriyle siyasi hak ve ödevlere ilişkin temel haklar hariç, yürütmeye ilişkin her konuda kararname çıkarabilecek. Olağan üstü hallerde bu sınırlamalara bağlı kalmadan ek başına her konu da kararname çıkarabilir.( Bu madde Anayasa komisyonundan eklendi) (teklif 13)

(Teklif madde 9) Teklife göre, Cumhurbaşkanı kişi hak ve ödevlere ilişkin temel haklar ve yürütmeye ilişkin temel haklar hariç, yürütmeye ilişkin her konuda kararname çıkarabilir. Olağanüstü hallerde bu sınırlamalara bağlı kalmadan tek başına her konuda kararname çıkarabilir. (Bu madde Anayasa komisyonunda eklenmiştir) (Teklif madde 13) Bu kararnameler kanun gibidir. Bu yetki bir anlamda tek başına kanun yapma yetkisidir. Cumhurbaşkanı bu yolla Anayasa yetkisine ortak edilmiştir. Anayasada yasama yetkisi TBMM’ne verilmişse de Cumhurbaşkanlığı kararname çıkarmak suretiyle yasama yetkisine ortak olmaktır. (Yeni Anayasa Taslağı Madde 19) ile meclisin çıkardığı kanunu cumhurbaşkanı veto edebilir. Veto ettiğinde Meclis bunu ancak salt çoğunluk olan 301 oyla tekrar kabul edebilir. Aksi halde kabul edilmez.

Partili Cumhurbaşkanı kontrol ettiği mecliste aynı kanunun salt çoğunlukla geçmesini engelleyip fiilen yasa çıkarma yolunu tıkayarak kararname yolunu açacaktır. Bu kanunlarla değil, kararnamelerle Türkiye’nin yöneticiliği anlamına gelir. Şimdi ki sistemde veto etkisi var. Ancak Cumhurbaşkanı sınırlı yetkiye sahip. Yeni Anayasa ile getirilecek değişiklikle tek adama verilen yetkiler, Yasama organını tamamen sembolik hale getirir. Özellikle bu yetki vetodan sonra aynı kanunun ancak salt çoğunlukla (301) oyla kabul edilme şartı ve Cumhurbaşkanının kararname yetkisiyle birleşince meclisi tamamen işlevsiz bırakır. Oysa Yasama tekelinin mecliste olmasının önemi büyüktür. Milli Egemenliğin bir şartıdır. Demokrasilerde Egemenliğin halka verilme sürecidir. Bir anlamda Fermandan kanuna geçmeyi ifade eder.

Eski sisteme göre, Cumhurbaşkanı Mecliste halk tarafından seçiliyor. Meclis tüm partiler tarafından temsil edildiğine göre her zaman cumhurbaşkanından daha yüksektir. Milletin seçtiği Meclisi yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı fesih etmesi yürütmenin yasama üzerinde tahakküm kurmasına neden olur. Ancak Cumhurbaşkanı hiçbir gerekçe göstermeden Meclisi fesih etme yetkisiyle donatılıyor. Mesela Cumhurbaşkanı işlediği bir suç nedeniyle soruşturma açılması istendiğinde soruşturma açılmadan meclisi fesih edip soruşturmayı önleyebilir. Bu yetki günümüzde Hükümetin kurulmaması halinde verilmiştir. Demokratik Başkanlık Sistemlerinde Başkana bu yetki tanınmaz. Başkanlık adı altında ki sistemlerde bu yetki Başkana verilmiştir. (Yeni Anayasa Teklif maddesi 12) Cumhurbaşkanı Meclisi tek başına vereceği karar ile fesih edebilirken, meclis Cumhurbaşkanının görevine ancak 3/5 çoğunlukla son verebilir. (360 oy) Meclis açısından son derece zor bir durum. Cumhurbaşkanı açısından ise çok kolay bir sistem getirilmiş.

Anayasa taslağında (Teklif Madde 12) ile Cumhurbaşkanı iki dönem seçilebilir. Ancak partili Cumhurbaşkanı ikinci dönemin sonuna yaklaşıldığında Meclisin 3/5 çoğunluğunu yönlendirebilir. O zaman bir dönem daha seçilebilir.

BAŞKOMUTANLIK YETKİSİ:

Başkomutanlık Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduğu günden beri meclise ait olmuştur. Mevcut anayasa da Cumhurbaşkanının TBMM’de kısmi yetki çıkarılmış.

Sadece “Başkomutanlığı temsil eder denmiştir.”

Yeni Anayasa Taslağı teklif madde 9, Başkanlık sistemi yürürlüğe girerse güvenoyu ve gensoru gibi denetim mekanizmaları olmayan yürütme üzerinde hiçbir denetim imkanı kalmayan yasama tekeli elinden alınmış yaşama yetkisi sınırlanmış, Fesih tehdidi altında bir meclis çıkaracak ortaya. Bu aşamadan sonra Yeni Anayasa Teklif madde 17: Kabul edilirse yargı tamamen siyasetin emrine girecek. Güçler ayrılığı denge denetleme mekanizmalarının en önemli unsuru olan bağımsız yargı denetimi fiilen imkansız hale getirecektir. Yargı tamamı ile Cumhurbaşkanının kontrolünde olacaktır.

Cumhurbaşkanının şuanda Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve HSYK’na yetkisi var. Ancak mevcut anayasada tanımlanan Cumhurbaşkanı başka, Yeni Anayasa maddesi ile teklif edilen Cumhurbaşkanı başka. Bu Cumhurbaşkanının yetkileri parlamenter sisteme göre yok denilecek kadar sınırlı.

Yeni Anayasa değişikliğinde tarif edilen Cumhurbaşkanı, bütün yetkileri elinde toplayan kişi olacaktır. Dolayısı ile Gerçek bir yargı denetimi için Cumhurbaşkanının yargı alanında hiçbir yetki kullanmaması gerekir.

Evet, Cumhurbaşkanlığı kararname çıkararak merkezi idare alanında geniş düzenlemeler yapabilme ve sınırsız şekilde kamu tüzel kişileri kurabilme yetkileri tanınmıştır. Böylece idari alanda sınırları belirsiz örgütlenme yolu açılmıştır. Tepkiler nedeni ile komisyon aşamasında teklif metininden 14 ve 15. Maddeler çıkarılmışsa da Cumhurbaşkanı yetkilerini kullanarak üniter yapıyı değiştirecek idari düzenlemeler yapma imkanı verilmiştir. (Teklif madde 9) Anayasa 104-123 maddeleri.