Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredat taslağı tartışmaları da beraberinde getirdi. Yeni müfredatta 3. Dünya Savaşı konu başlığında Türkiye’nin izlediği dış politika ve savaş sırasında Türkiye’de meydana gelen gelişmeler bölümünden Dönemin Cumhurbaşkanı İnönü’ye ait başlık kaldırıldı.

Ayrıca Atatürk’ün anlattığı derslerin kapsamını da daraltan MEB, tarih kitaplarında “Küt-ül Amare’nin anlatılmasına karar verdi.

Küt-ül Amare konusu geçen yılda gündeme gelmiş ve Irak’ta İngilizlerle yaptığımız savaşta elde edilen zafer kutlanmıştı.Oysa Küt-ül Amare savaşı iki aşamalı bir savaştır. İngilizler Irak’ta askeri hareketleri başlatmak için savaşın başlamasını bile gerekli görmediler. 1914 yılında 15 Ekim’de bir Hint (İngiliz) tümeni, 4500 İngiliz ve 16 bin Hintli Bahreyn Adalarına çıkarıldı. Ada halkına Napolyon Bonapart’ın Mısır’ı işgal ederken halk kullandığı dili kullandılar.” Arap halkına düşman bir zihniyetle gelmedik. Tersine, Türk yönetimi yerine özgür ve adil bir yönetim kurulacağını, dine ve geleneklere saygı gösterileceğini duyurdular.

Yukarıda ifade edilen İngiliz hareketi, Enver Paşa’yı Irak savunması ile ilgilenmeye zorladı. Fakat Birliği, Basra’yı geri almak için yaptığı saldırılarda yenildi.

Basra birliğinin komutanı 1913 Trakya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına getirilen Binbaşı rütbesinde olan cesur ve ülkücü komutan Süleyman Askeri beydi. Basra’da başarısız olması ve Türk kuvvetlerinin geri çekilmesi nedeniyle canına kıydı. (12-14 Nisan 1915) Süleyman Askeri’nin hareketinin başarısız sonuçlanmasına rağmen İngilizler gelişmelerden kuşku duydular. Basra’nın güvenliğini sağlamak için bu kentin 200 kilometre kuzeyinde bulunan Nasıriye ve Kut-ul Amara’yı ele geçirmek üzere General Towshend’in komutasında harekete geçen İngiliz kuvvetleri, karşılarında daha çok milislerden kurulu ve topu bulunmayan Türk kuvvetlerini geri iterek 3 Haziran’da Amara’ya 25 Temmuz’da Nasiriye’ye girdiler. Bu başarılar, onları Kut-ul-Amara üzerine yürümek için cesaretlendirdi. Bunun için sıcak mevsiminin geçmesini beklediler. Türklerde bundan yararlanarak 7000 kişilik bir kuvvet sağlayarak Nurettin Paşa’yı Towshand’e karşı koymakla görevlendirdiler.

Eylül’de Türklere karşı saldırıya geçen Towshend kuvvetleri Essin Mustahkem yerini ağır kayıplar vermek pahasına aldılar ve Türkler’i geri çekilmeye zorlayarak onları Aziziye’ye kadar izlediler. 27 Eylül 1915. Bu yeni başarı İngiliz Yüksek Komutanlığının Bağdat üzerine saldırı düşüncesine itti. Towshend, emrindeki 13 bin kişilik yorgun kuvvetle bu girişimden başarı kazanacağından kuşkuluydu. Bununla beraber 12 Kasım’da Bağdat üzerine yürüyüşe geçti. 22 Kasım’da Selmanpark’ta Nurettin Paşa’nın komutasındaki kuvvetlerle bir savaşa tutuştu. Savaş çok kanlı oldu. İki taraf da ağır kayıplara uğradı. İngiliz kuvvetleri savaşarak geri çekilip, 3 Aralık’ta Kut-ul Amara’ya kapandılar ve Türk kuvvetleri tarafından kuşatıldılar.İngilizler, 7 Aralık 1915’den 1916’ya kadar kuşatılmış durumda kaldılar. Bu sıralarda Türk ordusundan bir komutan değişikliği olmuştu. 12 Aralık’ta İran, Irak ve Musul’daki Türk kuvvetlerinden 2 tümen meydana getirilerek, VI. Ordu adı altında Mareşal Vonder Goltz emrine verilmiştir. Bu Hıristiyan komutanın Müslüman halkı ile meskun bir bölgedeki kuvvetler komutanlığına atanmasına karşı yaptığı direnme üzerine Nurettin Paşa’da görevinden alınarak, yerine Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa getirilmişti. Bu sırada İngilizleri kuşatmakta olan kuvvetlerin sayısı 25 bin kadar olmakla beraber bunun 5 bini savaşçı nitelikten yoksundu ve 24 Nisan 1916 tarihinde olmak üzere dört saldırı yaptılarsa da bir başarı sağlayamadılar. 25 Nisan’da İngiliz Yüksek komutanlığı telsizle Towshend’e başının çaresine bakmasını öneriyordu. Towshend, başına geleceği daha Mart ayından kestirmiş olduğu için kuvvetlerini kuşatmadan kurtarmak amacıyla İngiliz hükümetinin uygun görmesiyle Halil ve Enver Paşa’ya 1 milyon İngiliz lirası rüşvet önermiş, sonradan bunun miktarını iki katına çıkarmıştı. Bu anlamsız önerinin çıkmasından sonra da 29 Nisan İngilizler Kut-ul Amara’da kayıtsız ve şartsız teslim olmuştu. Kuşatma sırasında İngilizler’in vermiş olduğu kayıplar şöyleydi: 1000 ölü, 7000 yaralı, 731 hastalıktan ölen, teslim olanlar arasında 5 General 3000 İngiliz, 7000 Hintli, 3300 savaşçı olmayan yerli bulunuyordu. Türklerin kayıpları da İngiliz kayıplarından az değildi. 25 Nisan 1916.

AK Parti iktidarı işte bu zaferi kutlama programına almış ve her yıl kutlaması yapılacak.

Ama madolyonun arka yüzü başka çünkü Kut-ul Amara iki aşamalı bir savaştır.

Türkler Kut-ul Amara’daki başarılarını değerlendirmeyi düşünmediler. 16 Nisan’da Mareşal Vonder Goltz tüfüsten ölmüş. Yerine Halil Paşa Ordu Komutanlığına atanmıştı. Enver Paşa Mayıs’ta Bağdat’a gelip durumu yerinde izlemiş, Kut-ul Amara’da savunmada kalıp Irak kuvvetlerinin bir kısmı ile İran’da hareketlere girmeyi kararlaştırmıştı. İngilizlerin bu durumdan faydalanması normaldi. Önceki başarısızlıklarına neden olan faktörleri ortadan kaldıracak dikkatli ve sistemli hazırlıklardan sonra yeniden örgütlenmeye başladılar ve sayıları artırılan İngiliz kuvvetleri General Sirstanley Maud’un kumandasında 13 Aralık 196’da Kut-ul Amara üzerine yeniden yürüyüşe geçmeye hazırlandılar.

Towsendh kuvvetlerinin 1916 yılında Kut-ul Amara’da Türklere teslim olmaları unutulmuş değildi. 1917’de Irak’ın önemi kendileri için daha da artmıştı. İngiliz petrol kumpanyasının İran kaynaklarından sağladığı petorlo üretimi savaş başlangıcında 270.000 ton iken 1917’de 900.000 tona ulaşmıştır. (….) Kut-ul Amara’daki yenilgiden sonra İngilizler Basra doğrultusunda geri çekildilerse de gözlerini Bağdat’tan ayırmamışlardı.

Osmanlı’ya gelince, Kut-ul Amara zaferinden sonra Basra doğrultusunda, ilerlemeyi akıllarına bile getirmeyerek duraklamışlardı. Alman Genel Kurmayı, İngilizlerin bu cephede tekrar saldırıya geçme olanağından kuşku duyduklarını Enver Paşa’ya bildirmişlerdi. Paşa ise buna hiç de aldırış etmedi. Hatta Kut zaferinden sonra 13. Kolordu’yu İran’a göndermekle Irak cephesinin savunmasını zayıflatma yoluna girmişti. 13. Kolordu’da İran’a gönderilmişti. 7. Kolordu ise Musul Bölgesinde bulunuyordu. Bağdat yolunu İngilizlere kapamak için yalnız 18. Kolordu bırakılmıştı.

İngiliz 9 Ocak’ta Kut-ul Amara yakınlarında İmam Yayla mevkiinde bölgesel bir saldırıya geçtiler. 12 Ocak’ta bunu 2,5 kilometre genişliğinde bir alanda genel bir saldırı biçiminde geliştirdiler. Halil Paşa, kuşatmadan kurtulmak için geri çekilmeye başladı. Çekilme sırasında Türk Birlikleri kahramanca savaştılar. Ne vardı. Verdikleri kayıpların yerini dolduramadılar. 25 Şubat Kut-ul Amara’yı İngilizler’e bırakmak zorunda kaldılar. (25 Şubat 2017)Sonuç; 24 Nisan 1916’da Kut-ul Amara’yı İngilizlerden alarak bir zafer kazanan Osmanlı ordusu, 10 ay sonra kenti İngilizlere vermek zorunda kalmıştır.

Kaynak: Ord. Prof. Dr. Enver Ziya Karalı.

Büyük Osmanlı Tarihi Cilt 5.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek kurumu yayınları.