Türkiye'nin tarihinde yaşadığı en büyük orman yangınlarının ardından dağ, tepe, köy, kasaba adeta küllerin altında kaldı. Canım ormanlarda yanan ağaçların dalları yanıp yok oldu ve her yer de aynı manzara görüldü. Telefon direği gibi dikili kalan ağaçlar tüm bölgeleri kapladı. Binlerce orman canlısı da yangınlarda telef olup gitti. Onlarca yıllık emek alevlerin arasında 15/20 günde yok olup gitti.

Bizler ormanlarımıza gerekli önemi hiçbir zaman göstermedik maalesef, içtiğimiz içeceklerin (cam) şişelerini fırlatıp atmak kolaydı. Şimdi yapılan tespitlerde bazı bölgelerde çıkan yangınların sebeplerinden biride o cam şişeler. Cam maddesi optik görevi gördüğü için ormanda bulunan ufacık bir cam parçası yüzlerce binlerce dekarın yanıp yoklamasına neden olabiliyor. Yangının görüldüğü her yer yeniden ağaçlandırılır ancak buraların orman olması onlarca yıla yayılır. Şimdi dikilen ağaçlar büyüyüp orman oluncaya kadar başka risklerle de karşı karşıya kalacak. Örneğin yaylalık gibi yerlerde keçi ve koyun besleyenler var. Hayvanlarını otlatıyorlar, onlar şimdi daha fazla temkinli olmalı, zira keçi ve koyunlar yeni dikilen taze fidanları yemek üzere her yere dağılabilir. Bu yüzden hayvancılıkla uğraşan üreticilere tek tek ulaşılmalı ve hayvanlarını daha dikkatli yaymaları tebliğ edilmeli. Günlerdir televizyon kanallarında canlı yayınlar yapılıyor. Yangınların olduğu yerlerde yaşayanlar perişan oldu, evleri, araçları, hayvanları, hatta tanıdıkları yangında yandı gitti. Gözyaşları dinse de bundan sonra içten içe ağlayacaklar hep. Kırsal mahallelerde yaşayan bu vatandaşlar kendilerini bildi bileli ormandan geçimlerini sağladı. Hayvanlarını beslediler, sularından içtiler, gölgelerinde serinlediler, odunlarını yakarak yemek yaptılar ve ısındılar. Şimdiyse geriye gri küller ve bomboş alanlar kaldı. Devlet yaraları sarmak için seferber oldu, ayrıca sivil toplum kuruluşları da bölge halkı için yardımlar topluyor. Elbirliği ile yaralar sarılıyor, yanan alanlarda yeniden fidanlar dikilecek ve kampanyalar da başladı bile. Umuyoruz en kısa zamanda o kel kalan yerler yemyeşil olacak.

MİLLİ PARKLARA VE MESİRE ALANLARINA SINIRLI SAYIDA İNSAN ALINMALI

Ülkemizin dört bir yanında bulunan milli parklara ve mesire alanlarına giriş çıkışlar bu yaşanan yangın olayından sonra daha bir özenle olmalı. Sınırlı sayıda vatandaşın girişine izin verilmeli. Girişlerde jandarmalar görev yapmalı özel veyahut resmi olsun tüm araçlar tabir-i caiz ise didik didik aranmalı. Mangal ve diğer yanıcı maddeler (küçük tüp, çakmak, kibrit) gibi materyaller dahi içeriye sokulmamalı. Kimse kusura bakmasın ormanlık alanlara sadece yürüyüş için girilmesine izin verilmeli. Hatta yiyecek içecek dahi alınmamalı ki ormanlar ve mesire alanları daima korunabilsin. Bilinçsiz vatandaşlar nedeniyle yıllardır ormanlar yandı, meralar yandı, tarlalar yandı. Bundan sonra kurallar çok daha sıkı olmalı yoksa sırf kendini bilmezler yüzünden başka ormanlarımız da yanıp yok olmasın.