Devlet, bir topluluk ve millet şeklinde beraber yaşabilmemiz için kurallar ortaya koyan bir organdır. Devlet tarafından yapılan bu kurallara kanun denir. Bir oyun oynandığında uyulacak kurallar vardır. Futbol oynadığınızda hakem sizi çağırdığında ve oyun dışı dediğinde onun kararına uyarsınız. Her zaman uymayacağınızı bilseniz dahi işte o zaman adil yargılanma adına kurallara ihtiyaç olduğunu anlarsınız. Nasıl bir oyun için bir hakeme ve kurallara ihtiyaç hissediliyorsa aynen böyle de toplum, millet ve devlet yaşantısı için daha fazlasına ihtiyaç vardır. Kurallara hepimiz tarafından uygun şekilde yaşamamıza yardımcı olması için ihtiyaç duyulur. Onlar bize yardımcı olur ve bizi korur. Yalnız hareket etmek insanları haksızlıktan ve bencil insanlardan koruyamaz. Organize edilmiş ve düzenli bir şekilde birlikte yaşamak herkes için iyi bir yoldur. Birlikte yaşam olgusu kanun yapmayı gerektirir. İnsanoğlu, devlet yapılanmasına ihtiyaç hissettiğinden beri kanun yapmaktadır. Tıpkı Mezopotamya ve Mısır’da Nil nehri boyunca erken dönem medeniyetlerinde daha önceden olmadığı şekilde devlet yapılanmasının daha kapsamlı hale gelmesi gibi... Akdeniz’de Mısır ve Mezopotamya’nın karşı kıyılarında Yunanistan’da göçebe bir topluluk yaşamaktaydı. Zamanla bu topluluk birleşti ve Batı Roma’da yayılacak şekilde bir medeniyet meydana getirdi. Romalılar güçlenince de bu medeniyetin etkileri tüm Akdeniz’e ve İngiltere’ye kadar uzak kuzey bölgelerine ulaştı. Roma Cumhuriyet devleti boyunca devam eden hükümet şekli bugünkü hükümet yapılanmasının temelini oluşturur. İlk devlet şekli aslında günümüzden yüz bin sene önce aile yapısıyla birlikte başladığı bilinmektedir. Aile, baba, anne ve çocuklardan oluşmaktadır. Baba ya da ailenin en yaşlı üyesi tarafından ailenin uyacağı kurallar belirlemektedir. Ailenin sürekli konaklayacakları bir evleri yoktur. İnsanlar yiyecek bulmak için o yerden bu yere dolaşmaktadır. Erken mağara adamı dönemi boyunca avlanmak en önemli uğraştır. Devlet kavramının geliştirilmesi adına erken dönem insanın daha iyi bir avcı olma isteği bir çıkış noktasıdır. İlk devlet şeklinin geliştirilmesinde aileden öte komşu ailelerin korkularının üstesinden gelebilmek işbirliği yapmaları ilk basamaktır. Onlar herkes için iyi bir av gurubu oluşturur. Başarılı bir avlanma şekli liderliğe ve ekip çalışmasına bağlıdır. Bu, samimi bir şekilde insanoğlunun kendi kendini yönetmesi ve beraber yaşama becerisi adına önemli bir ilerlemedir. Yaklaşık Milattan Önce 50, 000’li yıllarda insanoğlu başarılı bir şekilde oluşturduğu geniş komünlerde ilk devlet şeklini geliştirir. Söz konusu komünler birkaç aile veya kabilelerden oluşmaktadır. Bu insanların büyük çoğunluğu her nasılsa hale göçebe ve toplayıcı bir yaşam sürmektedir. İnsanoğlu, vahşi doğadan yiyecek toplayıcılığının yerine kendine ait yiyeceklerin büyük çoğunluğunu ekip biçmeyi milattan önce 6, 000’li yıllarda öğrenir. Aynı zamanda o yiyecek sağlama için hayvan yetiştirmeye de başlar. İnsanlar yiyecek arzını artırma becerisini elde ettiklerinde ise göçebe hayatı bırakır ve sürekli bir biçimde köylere yerleşmeye başlar. Onlar ağaç direkler, kamıştan veya taşlardan evler yapar. Ekili arazilerini vahşi hayvanlardan korumak çitler; köylerini düşmanlardan korumak için ise kaleler inşa ederler. İnsanoğlu göçebeliği bırakıp, köylere yerleşirken daha çok kural ve yasalara ihtiyacı olduğunu fark eder. Söz konusu ihtiyaç devleti doğurur.