Derneğimizin üyeleri ile şu an İzmir Valisi olan Yavuz Selim Köşger ile Aydın Gar Restoranında iki kez, DSİ sosyal tesislerinde bir kez kahvaltı saatlerinde buluşarak saz, söz, şiir ve müzik programlarını zevkle uygulamıştık. Vali Erol Ayyıldız ile de toplantımızda ana konu Adnan Menderes olunca Adnan Menderes konulu şiir yarışması açmış derecelendirilmeler yapılmış ve beğenilen şiirler kitap olarak bastırılarak ilgili birimlere ve kişilere ulaştırılmıştı.

***

Türkiye genelinde katılım olduğundan ortaya değerli ve anlamlı bir eser çıkmıştı. Sayın valimizi bu değerli katkılarından dolayı saygıyla anıyorum. Değerli Valimiz Yavuz Selim Köşger ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun özel katkıları ve çalışmaları şehrimize eski başbakanımıza yakışır bir müzenin yapımı ortaya çıkmıştı. Açılış töreni Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve yeni Valimiz Hüseyin Aksoy tarafından yapılarak Aydınımıza armağan edilmiştir. Açılıştan sonra üç beş kere yalnız ve dostlarımla müzeyi ziyaret ettim. Aile olarak Menderes döneminin köyümüze, şehrimize, ülkemize yaptığı katkılar nedeniyle içimizde sönmeyen sönmeyecek olan bir Adnan Menderes sevgisi oluştu.

***

Onun başbakan olarak görev yaptığı yıllarda tarlalarımızda çeşit çeşit ürünler ile mutfağımıza bolluk ve bereket girmişti. Yokluktan, kıtlıktan, varlığa ve bolluğa kavuşmamızı sağlayan Menderes’i sevmemek mümkün mü?

27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile hükümet yıkılıp, yöneticiler tutuklanıp Yassı Adaya sürülerek duruşmalar başlayınca evimizde neşelenmek, sevinmek denilen şeylerin kırıntısı bile kalmamıştı.Her gün tarla dönüşü namazdan sonra Kur’an okunur Menderes ve arkadaşlarının idam edilmemesi için yaşlı gözlerle dualar yapılırdı…

***

Hele idamlar gerçekleşince evimizde tam bir kâbus hayatı yaşanmaya başladı. Bir gün okuldan döndüğüm saatlerde babamın okulumuzda öğretmenlerin durumunu sorunca “ Baba bu iktidar mensupları gençleri öldürmüş, kıyma makinelerinden geçirerek asfaltların altına gömülmüş” deyince “Aman Allah’ım sen onları koru, sakın böyle şeylere inanmayın. Bunların hepsi yalan , hepsi uydurma” deyince, “ baba, anne bunları söyleyenler öğretmenlerimiz” diye cevap verince yine feryat figan içinde “Hepsi mi? Herkes böyle mi söylüyor? Tekrar sorunca bende “Hayır” her öğretmenimiz değil bazıları hem sonra bugün bizi belediyenin önündeki camlı panolarda bu cinayetleri gösteren resimleri izlettiler” dediğime pişman oldum. Eyvah eyvah feryatları ile evimizde mutluluk diye bir şey kalmamıştı. Zamanla feryatlar kesildi ama Menderes’in Kur’an okumalar babamın vefat tarihi olan 1970 yılına kadar sürdü.

***

1963 yılında İstanbul Üniversitesi’ne kayıt için gittiğim İstanbul’da kaldığımız otelde, ev tutmak için gittiğimiz yerlerde Aydınlıyız lafı geçince nasıl heyecanlandıklarını veya nasıl azarladıklarını unutamıyorum. “Ne yaptık ? orduya karşı mı koyacaktık? Deyince Askere karşı gelin demiyorum evlat. Sessiz de olsa sokağa çıksaydınız, yürüyüş yapsaydınız Türkiye ayağa kalkardı. Sizden hiç ses çıkmayınca başka şehirlerden de hiç ses çıkmadı, yazık oldu onlara” diye cevap veriyorlardı.

Hele bir gün evden üniversiteye giderken Nurosmaniye Camisi avlusundan Kapalıçarşı’ya girdim. Fakülteye yakın olduğundan trafiğe hiç çıkmıyordum. Dükkan vitrinlerinde çok güzel bir ayakkabı görünce durdum ve bakmaya başladım. Yanımda bir ses, “Beğendin mi?” deyince “Evet, beğendim. Önümüz kış, böyle bir ayakkabıya ihtiyacım olacaktır” dedikten sonra fiyatını sordum. 75 lira lafını duyunca gitmeye hazırlandım. Kolumdan tuttu ve nereli olduğumu sordu. “Ben Aydınlıyım” deyince kolumu bıraktı, “Get ulan ben sana ayakkabı vermem” dedi. Sonra tekrar kolumdan tutarak beni dükkanına çekti. “Oğlum kusura bakma, biz Karadenizliyiz. Menderes’i çok severiz. Efeler yatağı Aydın’dan bir hareket çıkmayınca çok bozulduk” dedi. O konuştu, ben konuştum. Sorular sordu, cevap verdim derken sıcak bir havanın doğmasıyla bana sordu, “Sen ne kadar düşünüyorsun? Ne kadar verebilirsin?”

Ben, cesaretlenerek, “Kayıt masraflarım çok. Ev kirası çok. Kitap parasını daha ödemedim. O nedenle ancak 50 lira verebilirim” deyince ayak numaramı sordu. Ayakkabıyı paketleyip bana uzattı. “Hayrını gör, başarılı ol, Menderes’i ve arkadaşlarını sakın ola unutma” dedi. Hatta yanımda yeteri kadar para yoksa, iki taksitle ödeyebileceğimi söyledi.

Üniversitedeki 5 yıllık hayatımda böyle tatlı – tatsız birçok olay yaşadım. Efeler yatağı Aydın, Millî Mücadele yıllarında Aydın’da işgalden kaçanlara çiftliğinde barınma ve yiyecek temin eden Ayyıldız çetesini kurarak, Yunan işgal güçlerine önemli kayıplar verdiren, İstiklal Madalyalı bir kahramanın idam olayına nasıl isyan etmez onu anlamıyorum.

Sayın Valimiz Hüseyin Aksoy da efe torunları olan bizlerle bir sabah kahvaltısında buluşmak istediğinde Söke, Nazilli ve Didim’deki şair arkadaşlarla hep birlikte müze bahçesinde, Çine Çayı kenarındaki güzel ve çok amaçlı lokantada buluştuk. Sazı, sözü ve özel besteleriyle emekli öğretmen Cincinli Ahmet Pehlivan’ın müzikleri eşliğinde Adnan Menderes konulu şiir başta olmak üzere, 60 – 70 arkadaşımız istedikleri konularda şiirlerini okudu. Bu toplantı her yıl birkaç ilçemizde ve komşu illerde yapılan toplantılardan çok farklıydı. Sayın Valimizin şiir sevgisi, Menderes sevgisi, bizlerden eksik değil, hatta fazlaydı.

Çok güzel, çok anlamlı bir yarım günü Adnan Menderes Müzesi’nde yaşamaktan hepimiz çok mutlu olduk. Sayın Valimiz de çok mutluydu. Yakın zamanda tekrar buluşmak dileğiyle toplantıyı kapadık. Sevgili Adnan Menderes’e olan sevgi ve saygılarımızı yineledik. Onu saygıyla andık.