Köylü ve çiftçiler çok çalışıp üretmesine rağmen emeğinin karşılığını alamamışlardır. Söke’de 1949 yılına gelindiğinde ortalama yıllık pamuk üretimi 10 bin tona çıkmıştır. Ancak kent ve kent halkı ekonomiye yaptıkları bu katkıya rağmen pek çok sorunla karşılaşmışlardır. Çine, Germencik gibi yerlerde tütün, zeytin gibi ürünlerde kimi zaman bolluk yaşanmıştır. Ancak bu ürünlerin pazarlanması konusunda sorunlar olmuştur. Bolluk yaşanan dönemlerde fiyatlar sürekli düşmüştür. Ürün pek çok yerde köylünün elinde kalmıştır. Örneğin Çine’de 1948 yılı tarım sezonunda üreticinin elinde 4000 balya tütün kalmıştır. Bu sıkça tekrarlanan bir tablo olmuştur. Bazen de mahsulün kıt olduğu dönemlerde ülke, tarım ürünlerini depolama alt yapısına sahip olmadığı için mahsul tedarikinde ciddi sorunlarla karşılaşmıştır. Ülkede bolluk da kıtlık da dert olmuştur. Özellikle hububat mahsulünün azlığı kıtlık tehlikesi doğurmuştur. 1948 yılında Türkiye, hububat sezonunun kötü geçmesi üzerine ABD, Kanada ve Avustralya’dan 30.000 ton buğday satın almıştır. Durumun acilliği nedeniyle ABD hemen buğday sevkiyatına başlamıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi genel müdürü hububat tarımının Türkiye’de iklime bağlı olduğunu, ürünün bol olduğu yıllar da bile kıtlık olabileceğini çünkü Türkiye’nin bu vakte kadar hububatı saklayabileceği silolara sahip olamadığını, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bundan sonraki öncelikli hedefinin silolar inşa etmek olduğunu söylemiştir.


II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye’de en önemli sorunlardan birisi köylünün topraksız ve arazilerin pek çoğunun tapusuz olmasıydı. Buna en güzel örnek Karacasu ilçesinin durumudur. 1946 senesi itibariyle Aydın Karacasu’da gayrimenkullerin %70’i tapusuzdur. Arazi satışları genelde tapu tescili olmadan sözlü, yâda alıcı ile satıcı arasında hazırlanan bir tutanakla; bazen de noter tasdikiyle yapılmıştır. 1946’lı yıllarda kimi arazilerden kadastro dahi geçmemiştir. Arazisini tapulandırmak isteyen köylü bürokrasiden yılmıştır. Arazi anlaşmazlıkları çoğalıp ve mahkemeler bunlarla ilgili karar vermede zorlanınca, özellikle CHP kongrelerinde hükümete tapulandırma çalışmalarının hızlandırılmasıyla ilgili bir baskı gelmiştir. Bu baskıyla birlikte Aydın’da araziyi tapulandırma işlerine önem verilmeye başlanmıştır. Ancak tapulandırma işlemleri gerektiği hızla tamamlanamadığı ve insanların arazi satışlarını tapu dairesine gelerek yapma alışkanlığı henüz sağlanamadığından bununla ilgili sorunlar yaşanmaya bir süre daha devam etmiştir.


II. Dünya Savaşı’nın bitimiyle tarımda kalkınma hamleleri tekrar hızlanmıştır. Tarım modernleştirilmeye çalışılırken, bu sektör üzerindeki ağır vergi ve kısıtlamaların kaldırılmasına başlanmıştır. Topraksız köylüye, toprak dağıtılmaya çalışılmıştır. Devlet, hazine arazileri içerisinde kalan delicelikleri(ıslah edilmemiş zeytinlik), imar edilmesi koşuluyla köylüye dağıtmıştır. Aydın’da tarımda kalkınma hamleleri daha çok pamuk ekimi ve zeytincilikte kendini göstermiştir. Tarım Bakanlığı zeytinciliği geliştirmek için Aydın’da Zeytin Bakım ve Geliştirme İstasyonu’nu kurmuştur. 1946 senesi sonu itibariyle Aydın ilindeki zeytincilikle ilgili istatistikler şöyledir:


Tablo 1: Zeytin Ağacı Sayısı

Zeytin Ağacı Varlığı

Yerleşim YeriZeytin Ağacı Miktarı

Aydın Merkez1.595.870

Bozdoğan 278.000

Çine1.336.536

Karacasu 25.000

Koçarlı 710.468

Nazilli 852.000

Söke 652.500

TOPLAM5.460.374


Tablo 2: Dağıtılan Delicelik Miktarı

Köylüye Dağıtılan ve Tapulandırılan Devlete Ait Delicelikler

YıllarArazi Miktarı(Dekar)Kaç Kişiye Dağıtıldığı

1944 2.156 67

1945 2.069 92

1946 5.824185

TOPLAM10.044344


Tabloda II. Dünya Savaşı’nın bitimiyle Aydın ilinde halka dağıtılan deliceliklerin yüzölçümü açısından 3 kat arttığı açıkça görülebilir. Kendisine imar edilmek üzere delicelik dağıtılan kişi sayısı ise neredeyse 6 kat artmıştır.


Tablo 3: Zeytin Üretimi

1946 Yılında Aydın İlindeki Zeytin Üretimi

Yerleşim YeriZeytin Miktarı(Kilogram)

Aydın Merkez 5.695.000

Bozdoğan 410.000

Çine 2.297.340

Karacasu 91.000

Koçarlı 1.777.290

Nazilli 3.200.000

Söke 1.200.000

TOPLAM15.345.630


1946 yılı toplam zeytin üretiminin 12.134.630 kilosunun yağı sıkılmıştır. Geri kalan ise salamura olarak değerlendirilmiştir. Aydın’da prina maddesi Kuşadası’na gönderilmekteydi. 1946 yılında Aydın’da bir prina işletmesi açılmıştır. Aynı zamanda Umurlu’da vakıflara ait zeytin işleme fabrikasına prina makinelerinin konulmasına karar verilmiştir. Ortaklar’da ise özel şahsa ait bir prina fabrikasının açılmak üzere olduğu dönemin basınına yansıyan haberlerden birisi olmuştur. Prina fabrikasının makineleri 1947 yılının başlarında Avrupa ülkelerine ısmarlanmıştır.


Batı Anadolu’da Antik Çağlardan beri zeytinyağı önemli bir tarımsal mamul olmuştur. Çok partili yaşama geçiş sürecinde ise Türkiye’nin ihraç ettiği mamuller arasında zeytinyağı oldukça önemli bir paya sahipti. II. Dünya Savaşı nedeniyle zeytincilik sektöründe önemli sorunlar yaşanmıştı. Bu durum, halkın geçim sıkıntısına düşmesine neden olmuştur. Demokrat Parti, Aydın’daki propaganda çalışmalarında zeytincilikte yaşanan sorunları sürekli dile getirmiştir. Bu pratik propaganda çalışması halk nezrinde oldukça etkili olmuştur. Çünkü zeytin Aydın ili köylerinde yaşamın ta kendisiydi. Öyle ki çocuğunu evlendirmek yada sünnet ettirmek isteyen çiftçi zeytin hasadını beklemekteydi.


Tablo 3: Zeytinyağı Üretimi

1947 Yılı Aydındaki Zeytinyağı ve Yağhanelerin Toplam Yağ Üretimi

Zeytin Yağı üretim YerleriMiktar/Kilogram

Fabrikalar1.592.028

Yağhaneler1.028.276

Şarap kınalar 617.036

TOPLAM3.597.340

Devamı Pazartesi...