Şimdilerde okul talebeleri çok küçük… İlkokul talebeleri zaten kundaktaki bebek gibi… Bizim zamanımızda ilkokul beş seneydi. Memleketin çoğu okuma yazma bilmezdi. Çocuklar, ya okula geç başlar veya devamsızlık yapıp okulu geç bitirirdi. Çoğu kızın üçüncü sınıftan sonra okula devam etmediği görülürdü. İlkokulda okuyan koskoca kızlar vardı. Çocuklar büyüktü. İlkokuldan çıktıktan hemen sonra kocaya giden ya da kaçan çok kız vardı. Hatta bu durum okul sıralarında bile görülürdü. Öğretmenler, okul kütüğüne “o kız evlendi.” Diye çizik atardı. Devlet, okuma yazma öğrenilsin diye; bir de vatandaşın durumu olmayınca buna ses çıkarmazdı.

***

ÖKÜZ

Zamanının traktörleri öküzlerdi. Bir köylü, komşusunun öküzünü hasadın yarısını vermek şartıyla buğday tarlasında kullanır. Beş-altı sene bu şekilde gider. Son sene öküz sahibi sıkışır. Öküzünü satmaya karar verir. Öküzünü kiraladığı köylüye der ki:

-Arkadaş, sıkıştım. Öküzümü satcem ben! Gücün varsa sen alıkoy öküzü

-Olabilir.

-E, o zaman?

-Düşünmem lazım komşu!

-Neyini düşüncen sen bunun? Senin dört-beş seneden beri kullandığın öküz değil mi bu?

-Öyle emme, o farklı; o zaman alıcı gözüyle bakmamıştım öküze!

***

NENENİN ZAMANE EVLİLİKLERİNE BAKIŞI

“Erkeğin bulduğu çengici; kızın bulduğu zurnacı.” Derlerdi. Evlilik işini ana baba bilirdi. Şimdi hayat yüz seksen derece değişti. Ana-babayı tanıyan yok. Tanıcağız, çıkacağız; sonra evleneceğiz diyorlar. Evleniyorlar da üç ay geçmeden de boşanmaya gidiyorlar. Bir de çocuk oluyor… Ondan sonra bir sürü sorun topluma…