Arkanıza yaslanın,
Rahatlayın ve sakince okuyun.
Tahmin ettiğiniz gibi…
Herkesin ağzında pelesenk olmuş o meşhur söz: Birlik ve beraberlik.
Birlik ve beraberlik, Aydın spor kamuoyunun en büyük yalanıdır arkadaşlar.
Sözde var, özde var mı? Tabii ki yok.
Çok basit inanırsın, bu sefer olacak dersin. Umutlanırsın. Ama olmaz.
Bakın, burada kişilerden bağımsız bir durum söz konusu. O kişi, bu kişi meselesi değil.
Kişiler değişiyor, yeni isimler geliyor ama gelenek değişmiyor.
Herkes, büyük umutlarla seçtiği kişilerin verdiği birlik ve beraberlik mesajlarını önemsiyor. Yeni bir dönemin başlayacağına, artık bazı şeylerin değişeceğine inanıyor.
Peki sonra ne oluyor?
Göreve gelene kadar kendisinin sevdiği ya da sevmediği herkesten destek isteyen, “Artık eskisi gibi olmayacak”, “Yepyeni bir dönem geliyor” mesajları veren kişiler, koltuğa oturduktan sonra değişmeye başlıyor.
Sazı eline alan, egosu ve kibrinin eşliğinde kendi orkestrasını kuruyor. İstediği gibi çalıp söylüyor.
İlk hedefe ulaşıldı.
Ego biraz daha kabardı.
Ee kibir zaten hat safhadaydı.
Bir zamanlar desteğine ihtiyaç duyulan insanlar, bu kez görmezden geliniyor. Verilen sözler, kurulan cümleler, anlatılan hayaller bir kenara bırakılıyor.
Şunu da söyleyeyim: Belki de kendilerini salak yerine koyulduğunu düşünen insanların umurunda bile değil bunlar.
Ancak arada bir dokundurmak gerekiyor. Çünkü bu gelenek değişmedikçe isimlerin değişmesinin de pek bir anlamı kalmıyor.
Kişiler değişiyor, isimler değişiyor da eleştiriler olmayacak mı?
Olacak.
Bu da bir gelenek.
Yanlışlar, hatalar eleştirilir. Yapılan işler değerlendirilir. Doğru bir şekilde bulunur.
Ama bunun için önce eleştiriye tahammül edebilmek gerek.
Özgüveni yüksek, duygusal olgunluğa sahip insanlar eleştiriyi bir saldırı olarak görmez. Söylenenleri şahsiyetlerine yönelik bir hakaret olarak değil, davranışlarına veya yaptıkları işe ilişkin bir değerlendirme olarak ele alırlar.
Çünkü insanın kendisine güvenmesi, her zaman haklı olduğunu düşünmesi değildir. Gerektiğinde yanlışını kabul edebilmesidir.
Diğer tarafta ise yüksek ama kırılgan bir ego vardır.
Bu kişiler eleştiriyi şahsi algılar. Kendi iç dünyalarında ortalığı ayağa kaldırır, kendilerince insanları düşman ilan eder. Söylenen sözün doğruluğunu değerlendirmek yerine, o sözü kimin söylediğine takılırlar.
Eleştirinin içeriği değil, eleştiriyi yapan kişi mesele haline gelir.
Böyle olunca da ortada ne sağlıklı bir değerlendirme kalır ne de gerçek anlamda bir birlik ve beraberlik…
Kardeşim birlik ve beraberlik, herkesin aynı kişiyi alkışlaması mıdır? Ee tabii ki değildir!
Birlik ve beraberlik farklı düşüncelerin aynı masa etrafında konuşulabilmesi, yanlışların dile getirilebilmesi, eleştirilerin düşmanlık olarak görülmemesi ve kişisel hesapların ortak menfaatlerin önüne geçmemesidir.
Kimsenin kimseyi sevmesi, herkesin birbiriyle dost olması gerekmiyor. Herkesin aynı fikirde olması da mümkün değil zaten. Ancak ortak bir amaç varsa, hiç bir işe yaramayan ve Aydın sporuna faydası olmayan kişisel egoların bir kenara bırakılması gerekiyor.
Çünkü mesele makamlar, koltuklar ya da kişisel itibarlar değil.
Bugün bir kişi gider, yarın bir başkası gelir. İsimler değişir, yönetimler değişir, vaatler değişir.
Fakat anlayış değişmediği sürece aynı sorunları konuşmaya devam ederiz.
Sonra yine çıkar, birlik ve beraberlik mesajları veririz. Yine umutlanırız. Yine bir şeylerin değişeceğine inanırız.
Ve yine aynı noktaya geliriz.
Aydın sporunda gerçekten birlik ve beraberlik mi istiyoruz, yoksa yalnızca herkesin sizinle aynı safta durmasını mı?
İkisi aynı şey değil.
Birlik ve beraberlik, göreve gelene kadar söylenen güzel sözlerle değil, göreve geldikten sonra sergilenen davranışlarla ölçülür.
Asıl sınav, herkes sizi alkışlarken değil; biri çıkıp sizi eleştirdiğinde başlar.
Aksi halde kişiler değişir, isimler değişir, koltuklar el değiştirir…
Ama Aydın sporunda en büyük yalan söylenmeye devam eder.
Bu arada siz sınava kötü başladınız haberiniz olsun.