Bölgemizde insanın hiç aklına gelmeyen olaylar yaşanıyor ve meydana gelen sonuca bakın. ABD bizim komşumuz değil. Aramızda koca bir Atlantik Okyanusu, Avrupa ve Akdeniz var. Ama Amerikan askeri, bizim güney sınırımızda nöbet tutuyor ve devriye geziyor. Kimin için nöbet tutuyor. Kimi koruyor? ABD bizim müttefikimiz. Ama PKK’nın Suriye kolunu, Türkiye’den bir zarar gelmesin diye koruyor. ABD’ye sorarsanız… PKK’nın Suriye kolu YPG, terörist falan değil. Amerika’nın en yakın müttefiki! Neden dostu ve müttefiki? Güney sınırımızın hemen altında açılacak bir koridorda, yeni bir kürt devleti kurmak için oradalar. Amaç Suriye’yi bölüp parçalamak ve İsrail’in geleceğini garanti altına almak için Ortadoğuda küçük küçük devletler oluşturmak. ABD ve İsrail’in amacı bu. Bu ikilinin diğer amacı da oluşturulacak koridorda bir boru hattı aracılığıyla Irak kürt petrollerini Akdenize ve dolayısıyla İsrail’e akıtmak. Bölgede mevzilenen ABD ve PKK uzantısı, YPG sınırımızda sanki burnumuzun dibinde ve aynı zırhlı aracın içinde Amerikalılarla nöbet tutuyor. Devriye gezdikleri saha sınırlarımıza o kadar yakın ki, ABD ve YPG askerlerinin faaliyetleri çıplak gözle rahatça gözleniyor. Geçtiğimiz hafta içinde, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Türk silahlı kuvvetleri sincar ve karakoç dağlarında yaptığı hava saldırısı için şu açıklamayı yapıyor: “Hareket askerlerimizi riske attı.” Sözcü hangi askerlerden söz ediyor? ABD ve YPG’den oluşan askeri gücü kastediyor. Bunların müttefikliği çok eski yıllara dayanıyor. Ama son dönemde ABD, bu terör örgütünü eğitip donattı. Bu nedenle YPG, ABD’nin kara gücü haline geldi. Amerikan, Türkiye’ye hava hareketi yapmadan neden bize haber vermedin” diye uyarıyor. Bu uyarmaktan çok kendisini aklama yoluna gidiyor. ABD, kürtleri çok mu seviyor? Hayır sevdiği falan yok. Çıkarları onları bu yola itiyor. Çünkü Güney sınırımızın hemen yanıbaşında federe bir kürt devleti kuruyor. Kurulacak devlet Suriye Anayasasında açıkça belirtiliyor. ABD petrol boru hattını bu bölgeden geçirecek. Yeni Musul ve Kerkük petrolleri, yukarıda belirttiğin gibi Akdeniz’e akıtılacak ve depolama yeri İsrail olacak. Yani 5 yıldır ortadoğuda devam eden almaszı savaşın tek sorumlusu İsrail ve ABD’dir. Sınırımızdaki devlet kurma hareketliliği bu yüzden devam etmektedir. Bu arada ABD’nin Türkiye’ye tavsiyesi de çok ilginç. “YPG’yi bırak IŞID’ı temizleyin” işin ilginç tarafı Batı dünyası bu tavsiyeye daha insancıl buluyor. Yani terör örgütü YPG’yi koruyup aklıyorlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise tüm dünyaya şu mesajı veriyor: “Vakti saati geldiğinde ne yapacağımızı biliriz ve bir gece ansınız gelebiliriz.” Yani Erdoğan, “milletle oyun oynanmaz. Türkiye’nin Deaş’a yönelik operasyondaki başarısı bölgede oynanan oyunu ifşa ediyor. Bunları kendi haline bırakırsak sürekli kurban veririz. Sincar’a operasyon yaptık. 220 teröristi hallettik. Bu milletle oyun oynanmaz ve herkes bunu görecek” diyor. Bu ifade bir şarkı bestesine benziyor. Erdoğan ABD’ye ayrıca şu uyarıda bulunuyor. “Yanınıza terör örgütünü almayın. Kimse bize safsata anlatmasın şu an sınırlarınız ötesinde Cerablus, Rai, Dabık, El Bab’ta 3 bine yakın DEAŞ’lı etkisiz hale getirildi. Şimdiki hedef ise Münbiç. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “ABD’ye bütün itirazı, YPG ile kurduğu ittifak. Onun için biz Amerika’nın başını çektiği koalisyon güçleriyle beraberiz. Rakka eporasyonunu yaparız. Ama Amerikalı dostlara ki, terör örgütünü yanınıza almayın. Çünkü bir terör örgütünü bir başka terör örgütüyle temizlemek olmaz. Böyle bir yanlış saplantı içinde olmayın.” Türk Amerikan ilişkileri çok ilginç bir sürece girdi. Kim ne derse desin Türkiye, PKK üzerinden ABD ile savaşıyor. Çünkü PKK ve PYD Amerikanın Suriye’deki silahlı gücü. Biz PYD’yi vurursak, Amerika ile bir vekalet savaşı başlatmış oluruz. Bu çekişmenin sonu ne olur? Savaş genişler mi bütün mesele bu. Çünkü hemen güneyimizde böyle bir devletin kurulduğunu Türkiye haklı olarak istemiş. Çünkü bu devletin kurulması Türkiye’nin parçalanmasına yol açar ve kolaylaştırır. İkinci konu ise, Türkiye bu güne kadar tutarlı bir Suriye politikası izlemedi. “Esat gitsin” şeklinde başlayan politika PKK ve PYD’nin güçlenmesine neden oldu. Zaten Esat, Suriye’nin kuzeyini çoktan gözden çıkarmıştır. Bu durum Türkiye’nin güney sınırında bir kürt devletinin oluşumunu kolaylaştırmıştır. Yani görüldüğü gibi, savaşın başından beri güneyimizde bir kürt devletinin kurulacağı hiç düşünülmemiştir. Yani Türkiye bölgede izlediği yanlış politika yüzünden İsrail ve ABD’nin gerçek niyetinin ne olduğunu anlayamamıştır. Bu yüzden müdahele olursa, Türkiye büyük bir maceraya sürüklenir. Türkiye bu hamleyi merkezi hükümeti destekleyerek, yani Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyacak. Bunu çok önceden yapmalıydı. Şimdi Suriye parçalanma aşamasında Türkiye’nin müdahalesi bu parçalanmayı önleyebilir mi? Çok zor! Çünkü dünyanın süper gücü ABD ile yapacağımız vekalet savaşından yüzümüzün akıyla çıkabilir miyiz? Siyasi ve askeri açıdan zor. Yani Suriye konusunda da atı alan üsküdarı geçecek mi? Ama Türkiye maalesef böyle planlı bir tarım politikasını yıllar yılı devreye sokamadı. Hükümetin izlediği yanlış politikalar, hem Türkiye’yi hem de tarımı dar boğazlara doğru sürükledi. RUSYA İLE ANLAŞMAZLIĞIMIZ Sistem bir kere bozulmaya görsün. Kolay kolay eski sorunsuz günlerine dönemiyor. Şu sıralarda Türkiye ile Rusya ticaret görüşmeleri kritik bir döneme girdi. 18 Nisan’da Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, sorunu çözmek için Rusya’ya gittiler. Orada yapılan görüşmelerden sonra heyetler Türkiye’de bir araya gelme kararı aldı. Her iki tarafta sorunu biran önce çözmeyi, amaçlıyor. Çünkü Rusya-Türkiye ticari ilişkileri Kasım 2015 yılında Rus uçağının düşürülmesi üzerine bozulmuştu. Konuya yabancı olan çevrelerde, Türkiye’nin ihracatçı, Rusya’nın ise ithalatçı ülke olduğu düşüncesi hakim. Rusya ülkemizden yılda 5 milyar dolarlık tarım ürünü ithal ederken, Türkiye 7.5 milyar dolar ithalat yapıyor. Yani Rusya bizi ithalatçı bir ülke olarak görüyor. Bu yüzden Rusya sorunu çözmede daha aceleci davranıyor. İthalat kalemine yeni mallar ilave etmek için Rusya’dan kırmızı et almamızı da şart koşuyorlar. Ama Türkiye’nin yetiştirdiği domates gibi bir ürünü ithalat listeci dışında bırakmayı sürdürüyorlar. Sorunu çözmek için 6-7 Mayıs tarihlerinde Rosya Başbakan yardımcısı Arkadiy Dverkuviç başkanlığında bir heyet Türkiye gelecek. Bakan Zeybekçi, “Rusya bize hem kırmızı et, hem de süt ürünleri ihraç etmek istiyor. Biz kırmızı et için engelimiz yok” dedik ama gerisini masada görüşürüz” dedik. Rusya ve Türkiye kartlarını masaya koydu. Anlaşma uğruna Rusya’dan süt ürünleri ithal edip etmeyeceğimizi zaman gösterecek.”