Afrin’deki PKK/PYD terör örgütünün temizlenmesine yönelik Zeytin Dalı Harekatını değerlendirdiğimizde “Afrin bölgesinde bulunan terör örgütü mensupları ülkemiz için büyük bir güvenlik tehdidi haline gelmişti” Afrin, yanlış bir yapılanma ile terör örgütü için bir eğitim alanı, haline getirilmişti. Amanoslar Bölgesinde terör örgütü tarafından yapılacak terör eylemleri için bir lojistik üst olmuştur. PKK/PYD terör örgütü 2014 yılında Afrin’de sözde öz yönetim ilan etmiş, Kandil ve Suriye’de çatışmalarda yer alan terör örgütü bir kısmını bu bölgeye kaydırmıştır. PKK tarafından Afrin bölgesine kaydırılan terör örgütü mensupları ülkemiz için büyük bir güvenlik tehdidi haline gelmiştir.Harekatın ilk gününde 72 uçakla gerçekleştirilen hava harekatı çok sayıda uçağın mükemmel bir koordinasyonla görev yaptığı görüldü. 24 saatten daha kısa bir sürede 153 hedefin imha edildiği bu harekatın her ordunun yapabileceği bir hava harekatı olmadığını belirtmekte fayda var.Türkiye’nin Afrin operasyonu devam ederken, yeni tartışmalar ve çözüm yolları da gündemde. Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, Türkiye’nin içinden geçtiğimiz süreçte en önemli lojistik öncülüğünün Türk-ABD ilişkilerini yeniden tanımlamak olduğunu ifade etti.ABD’liler 2. Dünya Savaşından sonra kurduğumuz düzenin zayıfladığını söylediklerini belirten Eslen, şunları söyledi: “Bu düzeni yeniden güçlendirmemiz gerekiyor. Bu düzenin karşısında Rusya ve Çin’i tehdit olarak görüyor. Yeni bir dünya düzeni arayışı var. Bu arayış ise Avrupayı Orta Doğu’yu, Asya Pasifik’i etkiliyor. Türkiye’nin bu zorlu süreci zararsız atlatabilmesi için ABD’yi ve ABD’nin amaçlarını stratejik ihtiyaçlarını ve sorunlarını iyi tanımlaması gerekiyor. Türkiye’yi yönetenler için çok ciddi bir olgu ortaya çıktı.Türkiye, ABD için nedir? Müttefik mi, stratejik ortak mı, tehdit mi? Bunun cevabını bulduktan sonra Türk ABD ilişkileri yeniden tanımlanması gerekiyor. Bu da devlet adamlarının görevleri. Afrin’e yapılan harekatın amacını anlamak için Afrin’in önemini anlamak için önemini aramak gerektiğini bildiren Eslen, “Afrin’i yıllarca PKK üs olarak kullandı. Bu bölgenin coğrafi avantajlarını kullanıp Amonoslardan Türkiye’ye sızıp Türkiye’de eylem yapıyordu. Bu engellenecek. Ayrıca ABD’nin kurmaya çalıştığı PKK koridorunun en kestirme çıkışı Hatay. Afrin ise Hatay’a komşu. Afrin bu açıdan temizlenmeli” diye konuştu.Afrin’in PKK kontrolünden çıkarılmasının Hatay için önemli olduğunun altını çizen Eslen, “Bu coğrafyada yaşayan nüfusun çoğunluğu Arap. PKK/PYD yandaşı kürtleri buraya getirdi. 2 bin civarında PKK’lı, 8 bin civarında PYD’li var. Kamuoyuna yansıyan bu. Bu önemli bir rakam” dedi.Afrin harekatında coğrafyanın TSK’ya önemli avantajlar sağladığını aktaran Eslen, sözlerini şöyle sürdürdü, “Afrin’in batısı Hatay, kuzeyi Türkiye, buralarda Türk askeri var. Afrin’in doğusu El Bab operasyonu bölgesi, burada da ÖSO güçleri ve TSK unsurları var. Afrin’in güneyinde de yani İdlib’in kuzeyindeki çatışmasızlık bölgelerine de Türk askeri girdi. Bu durumda Afrin’den El Bab’a doğru uzanan kesim hariç bütün bu coğrafya Türk askeri tarafından kuşatıldı. Bu TSK’ya büyük avantaj sağlıyor. El Bab’a doğru uzanan çıkıntıyı kesmek lazım. Afrin’deki PKK-PYD varlığı 4 taraftan kuşatıldı. Bu aynı zamanda terör örgütünün ikmal yollarının kesilmesi demektir.”Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, Afrin’de Türkiye ile ABD arasında bir vekalet savaşının devam ettiğini belirterek, TSK ile ABD’nin kara gücü karşı karşıya gelmektedir. Bundan sonraki safhada Menbiç’in geleceği düşünüldü. Bizim için siyasi amaç PKK/PYD’nin Suriye topraklarında devlet kurmasını engellemek. Suriye topraklarında böyle bir devlet kurulmasını ABD istiyor. Bu nedenle terör örgütünü destekliyor” dedi. PKK devletinin kurulmaması için kurulacak ordunun kurulmasını engellemek için de siyasi strateji geliştirmek gerektiğine vurgu yaptı.Önemli olan bölgenin güvenliği sağlandıktan sonra, yani PKK unsurları temizlendikten sonra bölgenin hakimiyeti kime bırakılacaktır.Türkiye bir yandan ABD’nin bölgedeki planını silah gücü ile ve şehitler vererek yıkarken, masa başında ABD’nin sinsi planlarına uydu olmasın. Harekatın finalinde sınırımızın yüzlerce kilometresi PKK’ya bir daha izin vermeyecek bir güce bırakılmalıdır. Bu güç Suriye devletinden başkası olmamalıdır.IŞID’ın savaşmadan YPG’ye alan açtığını unutmayalım.ABD’de 14 bin kilometre öteden gelip Türkiye’ye komşu olma hevesini de bir kenara bıraksın. Türkiye, Suriye’de kalıcı olmadığını çoktan açıkladı.Türkiye geç de olsa gerekli müdahaleyi gerçekleştirmişti. Uluslararası hukuk, Türkiye’nin milli çıkarları böyle bir harekatın yapılmasını kaçınılmaz şekilde bize bu hakkı vermiştir ve Türkiye’nin milli çıkarları kaçınılmaz olarak bunu gerektiriyordu.