Türkiye son yıllarda dış politikada önemli sorunlar yaşıyor. Türkiye’den taviz koparmaya çalışan batı dünyası yeniden Kıbrıs sorununu gündeme getirmeye hazırlanıyor. Türkiye’nin özellikle dış politikadaki sorunları ve kendisine yapılan haksızlıkları aşmak için içerideki kısır çekişmeleri bir kenara bırakması gerekiyor. Türkiye tüm gücüyle kendisine yönelik haksızlıkları aşmak için içindeki kısır çekişmeleri bir kenara bırakması gerekir. ABD kaynaklarının açıkça belirttiği gibi ABD, PYD ye desteğinden vazgeçmeyeceği artık belli olmuştur. Yani PYD nin geniş bir otonomi sahibi olması yönündeki beklentisinden vazgeçeceğe benzemiyor. ABD nin strateji , düşünce kuruluşlarının raporlarında bu çok açık görünüyor. Bu nedenle aynı Irakta yaptıkları gibi Suriye’de de bir Anayasa dayatılması söz konusu. Bu anayasada Türkiye sınırlarındaki bölgeler ve daha derinliği PYD nin çok geniş otonomiye sahip olduğu bir alan haline getirecek. Türkiye için en tehlikeli alan bu. Türkiye’nin sınır dışı artık Suriye devleti değil, bir terör örgütü olacak. PYD’nin bir türlü terör örgütü olduğunu ifade edemiyor. ABD ancak kendi büyük elçilerinin bu konuda birçok yazıları var. PKK ile PYD nin birlikte çalıştığı yönünde. Burada tıkanıyor sorun. Ancak ABD nin bütün amacı PKK ile PYD nin terör örgütü olmadığını Türkiye’ye kabul ettirmek istediği gözden kaçmıyor. Türkiye kabul etmediği sürece, baskı yöntemlerini devreye sokmaya çalışıyorlar. ABD nin düşünce kuruluşlarının raporlarından anlaşıldığına göre, ABD’nin şu anda Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail arasındaki üçlü işbirliğine açık destek vermesi öngörülüyor. Yani bir taraftan ABD i bir taraftan Güney Kıbrıs, bir taraftan Yunanistan onlarla işbirliği yaparak Türkiye’yi köşeye sıkıştırma stratejisi izleyecekler. Diğer taraftan da bazı PKK lılara ödül koyarak, kendilerini Türkiye’nin yanında imiş gibi gösteriyorlar. Aynen böyle çelişkili politikaları var ABD nin. Bunların hepsi Türkiye’nin güvenliğini yakından etkileyecek gelişmeler. Eş zamanlı olarak da AB’nin Türkiye’nin AB üyeliğini askıya alma girişimi var. Resmen bu konuda karar tasarısı hazırladılar. Bu tasarı geçerse görünen bir gelecekte Türkiye ile AB ilişkilerinin tamamen kopması demektir. Bir kere koparsa, bir kez daha bu süreci yaşatmak kolay değil.


BUĞDAY ÜRETİMİ


Türkiye’de buğday üretimi son yıllarda sorun olmaya başladı. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, geçen seneye göre ekimin %10 düştüğünü söyledi. Güngör,” neredeyse şu anda 75 milyon dönüm buğday ekiyoruz. Hava şartlarının uygun gitmeme riski var. Gübre atılmadı, ilaçlar da yeterli kullanılmazsa, bu girdi maliyetleriyle bu sene 19 buçuk milyon ton üretimimiz korkarım 17-18 milyon ton civarlarına düşer. 81 milyon insanı doyurmak için 21 milyon ton buğday ithalatı sürer, nedeni ise üreticiyi desteklemiyorlar. Üretici üretmiyor. Buğday üreticilerinin büyük bir kısmı gübresiz ekim yaptı. Bunun da anlamı üretim düşük olacak demektir.” 2002-2017 yılları arasında 49 milyon ton buğday ithal edildiğini bildiren Güngör, sözlerini şöyle sürdürdü, “Ukrayna ve Rusya ağırlıklı ülkeler olmak üzere buğday satın aldık. 2017 yılı sonu itibariyle 49 milyon ton buğdaya 13 milyar dolar para ödedik. 2018 Ocak – Ekim ayları arasında 3 milyon ton buğday ithal ettik, 750 bin ton da sipariş verdik. Bunun karşılığında 634 milyon dolar ödedik. 2017 yılı sonu itibariyle buğday üretimimiz 21 buçuk milyon ton. Ekim alanımızda 77 milyon dönüm, 2018 yılında ise 76 milyon dönüme düştük. Üretimimiz 19 buçuk ton. Yani 2 milyon ton eksik üretim oldu. Bu arada nüfus arttı. Türkiye’nin nüfusu 81 milyon, 4 milyonda Suriyeli var dolayısıyla bu buğday üretimi bize yetmiyor.”İktidar üreticiyi desteklemediği için üretimden kaçtığını dile getiren Güngör, “Buğday ekim alanı 2018 yılında 76 milyon dönüme düştü. 2018 yılında bir kilo buğdayın maliyeti 1 liraydı. Devletin verdiği rakam ise 1 lira 5 kuruş. Beş kuruşluk kârla üretici üretim yapamaz. Yapmıyor zaten üretimden kaçıyor. Mazot fiyatları almış başını gitmiş, tohum fiyatları öyle. Aynı zamanda tarım ilaçları pahalı. Buğdayda hastalıklar var. Zararlı otlar var, Bunlarla mücadele edilmeli. Yapılmazsa verim alınmaz.” Diye konuştu. Önümüzdeki dönem buğday fiyatlarının yükselebileceğine dikkat çeken Güngör, “Burada hep kazanan Tüccar oluyor. Bir başka örnek pirinç. Pirinçte 2 lira 60 kuruş verdiler. Halbuki üretici elindeki pirinci iki ay önceden 1,80 kuruştan, 1 lira 90 kuruştan sattı. Fındıkta 14,5 lirayı Kasım sonunda verdiler. Fındık iki ay önceden yüzde 80’i düşük fiyata satıldı. Kazanan yine tüccar oldu.”