XV. yüzyılda (1671’de) Hacca giderken Aydın’dan geçen Evliya Çelebi Söke’den başlayarak Buharkent’ten çıkarak tüm Menderes Havzasını nehrin iki sahilinde de gezinerek yaşadıklarını “Seyahatname” sinde anlatmaktadır.
Evliya Çelebi Ortakçı’ya komşu ve aynı zamanda kendisi gibi incir üreten bir kaza olan Nazilli’den bahsederken incire de önemli bir bölüm ayırmaktadır.
Evliya Çelebi’de olduğu gibi Nazilli incirlerine ayrı bir yer ayrılmaktadır. Ayrıca, Nazilli denince akla her şeyden önce incir gelirdi. Evliya Çelebi’de eserinde “Buranın incirleriyle meşhur olduğunu ve buradan yurdun dört bir yanına yüz bin yük kuru incir götürüldüğünü” belirtmekte; incir çeşitlerini” gök lop, ak lop, müsemmes lop, ballı lop, ter lop, şekerli lop, nakip lopu, sultan lopu ve Aydın lopu olarak on çeşit olduğunu “söylemişti .
“Yedi iklimde Nazilli inciri meşhurdur ki 23 çeşit Me’va cenneti nimetlerinden inciri olur. Bunlar gök lop, ak lop, mışmış lop, sarı lop, yeşil lop, dede Salı lopu, ıssı yemez lopu, haşhaşlı lop, patlıcan lopu, sarı lop, ballı lop, ter lopu, şekerli lop, mor lop, nakip lopu, sultan lopu, Aydın lopu.
Bu yazılan loplar birbirinden lezzetli ve ter ü taze loplardır. Ama aşk olsun lop lop yiyene ve reşk olsun miskli lopa. Gerçi bir küçük esmer incirdir, ama yiyenin dimağı misk ve amber kokusundan kokulanır. Çok çok yense bile gayet kolay hazmedilir.
Tanrı ikramıdır, asla hararet ve kuruluğu yoktur.
Diğer incirler gibi olmayıp zamanı tez geçer. Diğer incirler gibi vilâyet vilâyet gitmez, zira gayet yumuşak ve nazikliğinden eriyip gider.
Bir çeşit incir daha olur, yedi veren derler. Bu da cihan süsü incirdir ki yeşildir ve küçüktür. Tam kıştan bir ay sonra inciri olur. Zira bir senede 7 kere incir verir. Allah’ın hikmeti her bir ayda hâsıl olan inciri bir başka lezzette, başka renkte, başka tabiattadır, ay ay birbirine benzemeyen incirler yetişir.
Ağacındaki yaprakları hazan rüzgârından solup tüm dalları yapraksız kalınca yine inciri yetişmektedir. Ama son yetişen incirleri ilk mevsimindeki gibi, yumuşak, hoş ve lezzetli değildir.
“Sözün kısası Nazilli incirinin güzelliği, büyüklüğü ve lezzetli bir diyar incirinde yoktur. Diğer iklimlere narın ve incirinin kurusunu yüz binlerce yük götürürler. Henüz tatlılığı ve hoşluğu olduğu gibi durup zamanın geçmesiyle bozulmayıp durdukça şekerlenir. Bu uzun seyahatimiz içinde yedi iklimde benzerini görmedim, böyle hoş inciri olur.”