Hicri takvime göre Rebiülahir ayının son günlerindeyiz. 3 gün sonra 12 Ekim’de Cemaziyelevvel ayına gireceğiz. Belki çoğumuz hangi hicri ayda olduğumuzu bile bilmiyoruz. Aslında önemli olan sadece ayların adını bilmek değil. Zamanın geçtiğini insanın kendisine ve çevresine biraz daha dikkat etmesi gerektiğini hatırlatmak. Konuyu şuraya getireceğim.
Kandiller, bayramlar ve dini günler bize iyiliği, yardımlaşmayı, büyüklerimizi aramayı ve ihtiyaç sahiplerini hatırlamayı öğretiyor. Ama bunları sadece özel günlerde hatırlamak yetmiyor.
Aydın’da son günlerde gerçekleşen olaylar hepimizi yeniden düşünmeye sevk etmeli. İntihar haberleri, tartışmaların silahlı saldırılara dönüşmesi, oğlunun babasını öldürmesi veya yaralaması, eski eş cinayetleri… Eline tüfek alan çocukları okul çevrelerinde gezmesi. Daha birkaç gün İncirliova’da kadının tüfekle vurulup ölmesi, dün eski eşin hem kendini hem de eşini öldürmesi, Nazilli’de bahçe kavgası için eski muhtarı sırtından tüfekle vurması sonucu adamın hayatını kaybetmesi.
Yani Aydın’da bu kadar sık cinayet olaylarının duyulduğu tek dönemdeyiz sanırım. Çok basit tartışmalar ani öfkelere dönüşebiliyor. Herkes birbirine öfkeyle davranıyor. İyiliğin içimizden gitgide kaybolması ne kadar üzücü. Tahammül seviyesi sıfır ve insanlar barut gibi geziyor. Sakin kalmak, ortamdan uzaklaşmak, karşı tarafı dinlemek aslında bir hayatı kurtarabilir.
Çocuklara öfkelendiklerinde ne yapmaları gerektiğini öğretebilmek için sağlıklı ebeveynler olmak gerek. Gençleri yalnız bırakmamamız, komşularımızın hatırını sormamız ve iyilik yapmak için özel günleri beklemememiz gerek.
Bu şekilde her sorunu çözebilir miyiz? Hayır, ama en azından birbirimizin hayatlarına dokunabiliriz.
Bir de silah meselesi var. Evlerde silah bulundurmanın getirdiği riskleri hepimiz daha fazla konuşmalıyız. Bir anlık öfkenin önüne geçilemediğinde sonuçların ne kadar ağır olabildiğini görüyoruz.
Dinimiz bize öfkeye yenilmemeyi, affetmeyi, kul hakkına dikkat etmeyi ve insan hayatına değer vermeyi öğütlüyor. Bunun için kandil gecesini beklemeye gerek yok.
Bir yakınımızı aramak için özel bir gün beklemeyelim. Bir gönül almak için bayramı beklemeyelim. Bir ihtiyacı olanı fark etmek için yardım kampanyası düzenlenmesini beklemeyelim. Öfkelendiğimizde sakinleşmek için de yarını beklemeyelim.
Belki de yeni hicri aya girerken kendimize verebileceğimiz en güzel sözlerden biri şu olabilir…
Daha az kıracağım, daha çok dinleyeceğim. Daha çok anlayacak, elimden geldiğince daha çok iyilik yapacağım. Çünkü bazen bir insanın hayatını değiştirmek için büyük şeyler yapmak gerekmiyor. Bir telefon, bir selam, bir güzel söz, biraz sabır bile yeterli olabiliyor.
Takvim yaprakları değişirken biz de biraz değişelim. Daha sakin, daha anlayışlı ve birbirimizin hayatına daha fazla değer veren insanlar olalım.
İyilik için özel bir gün beklemeyelim. İyiliğin günü bugün olsun…