Türkiye’de çok boyutlu ekonomik ve toplumsal değişimden durağan bir döneme girmiş gözükmektedir.
Bu anti aktif değişim ve gelişim dönemine bağlı olarak tarımsal üretimin sorunları da her dönem değişmekte ancak bu değişiklikler çoğu zaman tarıma verilen hizmet ve desteklerde aksamalara, yol açmaktadır.. Ancak günümüz sorunlarını ana başlıklar halinde şu şekilde sıralamak mümkündür:
TÜİK ve şimdiki adıyla Tarım Orman Bakanlığı dâhil, ilgili kamu kurumlarınca üretilen “tarımsal/kırsal veriler” birbirleriyle uyumlu ve sağlıklı değildir. Dolayısıyla ileriye yönelik yapılacak projeksiyonlar ve planlamalar da sağlıklı sonuçlar doğurmamaktadır.
• Piyasaları düzenleyecek makro ve mikro tarım politikalarının yokluğu, spekülasyon ve manipülasyonu yaygınlaştırmaktadır. Piyasaları düzenleyecek kamu kurumlarının özelleştirilerek kapatılması sonrası halen varlığını sürdüren TMO, ESK, TİGEM gibi kamu kurumları bütçe kaynakları ve yönetim kusurları nedeniyle işlevsiz ve etkisizdir.
• Tarım ürünleri ticaretinde meydana gelen maniplasyonlar ,ticari anlamda denetlenmemekte ve kontrolden çıkmış görünmektedir.Bunun en açık göstergeleri tarım ürünüleri üretici-tüktici fiyatları ve aracı aktörlerin vergilerindeki son derece yüksek vergi azalmalarıdır.
• Mazot, tohum, gübre, yem, ilaç vb tarımsal girdilerde dışarıya bağımlı olup, üretim için zorunlu girdilerin üreticiye maliyetleri çok yüksektir.Özellikle akaryakıt başta ve diğer girdiler üretici satış fiyatlarının çok üzerinde artmıştır.
• Tarımsal kamu yönetim yapısı sürekli değişmekte, “reorganizsayon”lar ile kurumsal hafıza yok edilmekte, kurumsallaşma sağlanamadığı gibi sürekli değişen liyakatsiz yöneticilerle etkili kamu hizmeti verilememektedir.
· Tarımsal üretici örgütlenmesi dağınık ve etkisiz olup, farklı yasalarla birbirine rakip çok sayıda ve farklı statüde işlevsiz örgüt yaratılmakta, devlet güdümlü kooperatifçilikte vesayet ilişkisi sürerken, demokratik kooperatifçiliğe halen ideolojik yaklaşılmaktadır.
• Tarım Kanunu gereği verilmesi gerekenden az olsa da verilen destek ve hibelerin etki analizi yapılmamakta, destek üretime değil arazi sahibine yaramaktadır.
• İhracatta alternatif pazarlar bulma ve katma değerli ürünleri pazarlama sorunları sürmektedir.
• İthalat üreticiyi terbiye aracı olarak kullanılmakta, üretemez duruma düşen çiftçi arazilerini ekmemekte ve üretimden uzaklaşmaktadır.
Sonuç olarak tarım ürünleri ve gıda fiyatlarına üst aracı örgütlerince yapılan 2026 yaz operasyonları üretici satış fiyatlarını 2025 yılına göre %40-85 aşağı çekmiştir.
Bu sonuç üreticiyi üretimden vazgeçirme, üretimin uluslararası güç ve tröstlerin eline geçmesini sağlayacak bir sonuç doğurabilir.Bu da Türkiye’yi üretmeyen bir tüketici toplumu yapar.