Türkiye’ye yönelik hazırlanan rapora karşılık AKPM Türk delegasyonu başkanı ve AKP Adana Milletvekili Talip Küçükcan’ın kaleme aldığı itiraz bildirisinde ise raporun hatalarla dolu olduğu, Türkiye’ye karşı ayrımcı bir yaklaşımın sergilendiği ve tasarının kabulü halinde AKPM’nin Türk kamuoyu nazarında değerini kaybedeceği vurgulanıyor.
Ülke olarak Feto, PKK ve Deaş başta olmak üzere sayısız terör örgütüyle mücadele edildiğini ve getirilen uygulamaların bu tehditlere karşı olduğunu belirtti. Karar tasarısına yapılan en son eklerde ise Türkiye’nin idam cezasının yeniden kabul edilmesinin Türkiye’nin Avrupa konseyi üyeliği ile bağdaşmadığı bildirilerek, YSK’nın Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi halk oylaması ile ilgili bütün itirazları tam anlamıyla incelenmesi talep edildi. Türk delegasyonu tarafından desteklenen, denetim sürecinin başlatılması konusunda ki değerlendirmenin 2018 bahar dönemine bırakılması talebi ise reddedildi, oylanarak kabul edilen kararda bazı yükümlülüklerin yanı sıra olağanüstü halin mümkün olan en kısa zamanda kaldırılması istendi.
Emekli büyük elçi Onur Öymen’e göre alınan bu karar, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları konusunda küme düştüğü anlamına gelir. Öymen: ilişkilerimiz bu kararla tamamenkötüleşecek üyelik müzakerelerinin kesilmesi var. Avrupa insan hakları mahkemesinde referandumla ilgili açılacak davaya bu kararın etkisi olur. AİHM’nin verdiği kararların Bakanlar komitesine gitmesi ihtimali ortaya çıkar. Türkiye aleyhine bir dizi reaksiyon olur.
Şüphesiz ki daha önceki yıllarda da aleyhimize bazı kararlar alındı. Türkiye bu süreçleri yaşayarak günümüze geldi. Umuyoruz Türkiye bu süreç de en kısa zamanda atlatır. Olağanüstü süreçler Türkiye’yi bu duruma getirdi. Özellikle darbe girişimi, bunun ardından yaşanan OHAL ve daha sonra gelen referandum ve siyasi çekişmeler. AGİT raporu, Venedik komisyonu raporu ile birlikte ülkemizi kötü bir kararla yüz yüze bıraktı.
Denetim süreci kararı, Türkiye’nin demokratik karakterini kaybettiği yönünde bir algının yaratılmasına neden oluyor. Demokrasinin ve demokratik kurumların sağlıklı bir şekilde işleyişinin maalesef zedelendiği düşüncesinden dolayı böyle bir karar gündeme geldi. Türkiye sanki uluslararası alemde iyice manevra alanı daraltılmış gibi görünüyor.
AİHM, AGİT kararlarını göz önünde bulundurarak ihlal tespitine karar verirse, yaptırımı ne olur? İktidar ben bu kararı tanımam diyebilir mi?
AİHM kararları bağlayıcıdır. Bir bakarsınız Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırımlar, toplum düzenin de ağır sonuçlar yaratır. Dünya genelinde karşılığını hiç kimsenin Türkiye’yi böylesi bir sıkıntı ve bunalımın içine Sokmaya hakkı yoktur.Ancak Türkiye’de demokratik kurumların işleyişinde ki aksaklıklar ülkemizi bu sürece getirdi . Yani Türkiye bugünlere tesadüfen değil bağıra bağıra geldi. 1980 askeri ihtilalinden sonra yaşanan gelişmeler ve seçim kanunları ve siyasi partiler yasaları, ön seçimin zorunlu olarak uygulanma dışı bırakılması, aksayan seçim kanununun bugüne kadar değiştirmemesi, siyasi partilerde daha da belirginleşen siyasi lider sultası ve ardından Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı Referandum ve seçimde sandığa atılan mühürsüz oy pusulaları ve YSK’nın kararları…
Oysa hepimizin bildiği gibi Avrupa birliği hukukun üstünlüğüne çok önem veren bir kuruluştur. Onun için bundan sonrada demokrasi ve hukuk alanında atacağınız her adım, ülkenin zararına sonuçlar doğuracaktır. Avrupa ile olan ticari ilişkilerimiz de olumsuz etkilenecektir.
Unutulmamalı ki yalnız toplumsal refahın artması kalkınmışlığı ortaya çıkarmaz. Aynı zamanda sosyal ve siyasi gelişmeler de birlikte tamamlanması gerekir. Çünkü kalkınmanın ön şartı demokrasidir.
DIŞ İŞLERİ KARARI KINADI
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin Türkiye’nin denetim sürecine alınmasına yönelik kararını kınadı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada; “ AKPM Genel Kurulunda izlenmesi gereken yerleşik usullerin dışında siyasi şaitlerle alınan bu haksız kararı şiddetle kınıyoruz” denildi.
Türkiye’nin 3,2 milyon civarında mülteciye kucak açtığına ve hain terör örgütleriyle mücadele ettiği ve aynı zamanda tüm Avrupa’nın ve yakın çevresinin güvenlik ve istikrarına katkı sağladığının unutulmaması gerektiğine dikkat çekildi. Ve özetle şu konulara yer verildi; “Avrupa konseyinin kurucu üyesi olarak Çağdaş Avrupa ideallerinin ve değerlerinin savunucusu ülkemizin, AKPM’deki maksatlı çevrelerin ayak oyunlarıyla denetime alınması, demokrasinin beşiği olduğu iddia edilen AKPM’ye yakışmamıştır. Bu maksatlı çevrelerin Türkiye karşıtlığında günümüz Avrupa’sında şiddete varan şekilde yayılan yabancı düşmanlığı ve islamofobi’ye karşı ülkemizin adeta tek başına mücadele vermesi ve mazlumun yanında yer alması da önemli yer tutmaktadır. Söz konusu çevrelerin etkisi, esasen ülkemizde ki halk oylamasını gözlemlemeye gönderilen AKPM üyelerinin bazılarının terör örgütü sempatizam’larından seçilmesinde de görülmüştü.
Denetime alma kararı bu art niyet grupların yeni bir oyunudur. İslamofobi’yi, yabancı düşmanlığını körükleyen popilist yaklaşımların etkisinde dar ve sığ iç siyasi saiklerle hareket eden bir grup Avrupalının ülkemize yönelik bu dışlayıcı, ötekileştirici kararı esasen siyasi bir operasyondur.”