Öncelikle belirtelim ki Türk tarımının sürdürülebilirliğinin korunması Türk Milleti için vazgeçilmez bir süreçtir.

Kazara tarımın sürdürülebilirliğinin kesintiye uğraması bu milletin aç kalması demektir.

Uuzn yıllardır yazı ve TV programlarımıda Türk tarımının sürdürülebilme özelliğinin örselendiğini yazmakta ve işlemekteyiz. Bunun başlıca nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Üretici elindeki tarım ürünü ve gıdanın fiyat istikrarının olmayışı,

Mevzuatın tarım topraklarına “göz dikmiş” sektörler lehine daha fazla hükümler taşıması,

Tarım ürünleri ve gıda pazarlama sisteminin üretici aleyhine işlemesi,

Üreticinin normal maliyetli girdi temin edememesi,

Üreticinin finansmana ulaşmada sıkıntı çekmesi,

Kuraklık,sel,fırtına,don gibi ,iklim değişikliği ile ilgili afetlerin tarıma verdikleri zararlar,
Türk tarımının modernleşmede sıkıntılı olması,

Türk üreticisinin finansa ve modern tarım makine ve ekipmanlarına ulaşma sıkıntısı,
5403 sayılı tarım topraklarının korunması ile ilgili miras hukukunun beklenen sonuçları vermemesi..vb.

Tarım gıda tedariki ,tokluk,sağlıklı nesiller demektir.Her ne kadar yol,enerji,inşaat,turizm modern toplumların ihtiyacı olsa da birinci derecede ihtiyaç gıdadır.Gıdanın bir hafta yokluğunu farzettiğimizde nelerin başımıza geleceğini düşünmek bile korkunç bir kabustur.Bunun için tarımda sürekliliğin tartışılması bile abestir.Tarım en önemli,öncelikli ,kamu yararını en önde taşıyan bir sektördür.

Bunun için sürekliliği elzemdir.Hem sosyolojik hem de beka açısından.

Bunun için;

“Doğal kaynaklar ve çevreyi koruma amaçlı ÇATAK gibi destekleme politikalarının geliştirilerek devamlılığını sağlamak.

Topraksız tarım, dikey tarım, kuru tarım ve etkin su kullanım tekniklerini desteklemek.

Tarımsal üretim kaynakları kısıtlı olan bölgelerde yöresel ürünlerin coğrafi işaret ve AB ürün kalite tescili alma süreçlerini desteklemek.

Gençlerin tarımda kalmasını ve tarıma dönmesini özendirecek ve tarımdan uzaklaştıran nedenleri ortadan kaldıracak özel destekleme politikalarını artırmak.