Hepimizin malumu olduğu üzere artık tek gündem maddesi “Fon Krizi”.

Ortalığa döküleli neredeyse 45 gün oluyor. 15 Eylül’de Yatırımcıların artan satış talepleri sonrasında Pusula Portföy, katılma payı iadelerinde ve ödemelerde temerrüde düştüğünü duyurdu. Fonların ellerindeki payları hızla elden çıkarmaya çalışması ve yatırımcı paniği, Borsa İstanbul'da sert satış dalgalarına yol açtı.Ve zincirleme reaksiyonarla kriz patladı.Şu ana kadar geçen sürede ne kadar gayret edip gündemi değiştirmeye çalışsalar da olmuyor.Çünkü işlk defa böylesine görülmemiş ve “ustaca” hazırlanmış komplike bir soygun olayı ile karşı karşıyayız.En önemlisi kamuoyunun istediği cevaplar henüz verilmiş değil.

Bizim gibi borsa ve fonlarla ilgisi olamayanlara ,”Size ne” mi diyorsunuz. Evet bizi de ilgilendiriyor.

Çünkü Fon gündemi tarımdaki “soygun” un önüne geçti.Üretici fiyatları “kepazeliği”ni birkaç “cılız “ sesten başka duyurmaya çalışan yok.

Ne oldu da çay dışında tüm tarımsal ürün fiyatları “0” sıfır düzeyine yaklaştı?

Hiç kimse bunun arz-talep,üretim bolluğu,stok fazlalığı,ihracat düşüşü gibi ,sadece üreticiyi “kazıklama” ve “oyalama” amaçlı gerekçelerin arkasına sığınmasın.Bu fiyatlar kesinlikle piyasa şartları ile ortaya çıkmış fiyatlar değildir.

Üzüm,incir,zeytin çeltik ,şeker pancarı başta olmak üzere başta tüm meyveler olmak üzere tarımsal üretimin hemen hiçbir kalemi maliyeti düzeyinde bir fiyatla satılmıyor.

Yetkili ağızlar sorumluluğu üzerlerine almamak için bu konulara hiç girmiyorlar.

Tarımsal ürün pazarlama zinciri içinde yer alan tüm aracı aktörler –hepsi ayrı ayrı fahiş kârlar elde ettikleri halde- fiyatlamada suçun omuzlarına yıkılmaması için çiftçi karşısında fiyatlardan yakınırken,arka odalarda “tatlı kârlarını” sayıp destelerken tatlı tatlı sırıtmaktalar.

Üretici ile karşı karşıya gelmeyen bir takım tüccar,toptancı ve işletmeci;İhracat Birlikleri,Ulusal Tarım Konseyleri ve bunların üyeleri olan büyük gıda sanayicileri ve ihracatçılar durumdan gayet memnunlar.

Basın karşısına çıkıp “sahtekar” edası ile,aralarında tek bir üretici bulunmadan toplanıp “çözüm” komisyonu gibi sadece aldatmaya yönelik, toplantılarla samimiyetsizliklerini ortaya koymaktalar.

Üretici ne mi düşünüyor?

Üretici sorumluları arıyor,bulamıyor?

Üretici devletin,politikacının ve bürokratın bu işin neresinde olduğunu anlamaya çalışıyor.

Üretici,gelecek yıllardan ümitli olmak istiyor,olamıyor?

Üretici borçlarını ödeyebilmenin yollarını arıyor.

Üretici çocuklarının yaptığı gibi tarımı terk etmeyi düşünüyor.